"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2332 Esas, 2021/2584 Karar
SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Dairemizin 2023/7637 Esas sayılı dosyası ile birlikte yapılan incelemede;
Katılan ... vekilinin, sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlara ilişkin temyiz isteminin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2022/1026 Esas, 2022/897 sayılı ek Kararına karşı temyiz isteminde bulunduğu ancak; anılan temyiz isteminin Dairemizin 2023/7637 Esas sayılı dosyasında incelenmesi nedeniyle ek Tebliğname'de yer alan bu husustaki görüş inceleme konusu yapılmamıştır.
Sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2020 tarihli ve 2019/336 Esas, 2020/56 sayılı Kararı ile sanık hakkında, zincirleme nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 247/2, 43/1, 248/2. maddeleri uyarınca 6 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 10.11.2021 tarihli ve 2021/2332 Esas, 2021/2584 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının gerekçesiz olduğuna, sanığın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden hatalı kabul ve değerlendirme ile nitelikli zimmet suçundan mahkumiyet kararı verildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Suç tarihinde İstanbul 4. İcra Dairesinde zabıt katibi olarak görev yapan sanığın güncelde kapalı olan ve kendisi tarafından belirlenen 5 icra dosyasına para gelmediği halde başka dosyalara gelen paraları bu dosyalara gelmiş gibi tahsilat kaydını yaparak, haklarında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilen İstanbul 4. İcra Dairesi müdürü ve müdür yardımcıları tarafından işlem yapılmış gibi tahsilat yapılan icra dosyalarında UYAP sistemi üzerinde reddiyat işlemi yapması, söz konusu paraların icra dairesinin banka hesabından sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin şahsi hesaplarına gönderilerek daha sonra bu kişiler tarafından bir kısmı elden bir kısmı sanığın banka hesabına olacak şekilde sanığa iade edilmesi şeklinde gerçekleşen somut olayda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 9. maddesi ile suç tarihinde yürürlükte bulunan İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6, 62 ve 63. maddeleri uyarınca reddiyat makbuzu düzenleme yetkisinin münhasıran icra müdürüne ait olduğu da gözetilerek, suça konu paraların suç tarihinde icra katibi olarak görev yapan sanığa görevi nedeniyle teslim edilmediği, bu nedenle de fiillerinde yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği, sanığın zimmet suçunun faili olamayacağı, hileli ve yasal olmayan yollarla haksız olarak menfaat sağladığı anlaşılmakla, eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek nitelikli zimmet suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanırken eylem sayısı nazara alınarak 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesine göre yapılacak artırım oranının hak, nesafet ve cezanın bireyselleştirilmesi ölçütlerine uygun bir şekilde alt sınırdan daha fazla uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik ceza tayin edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a madde-fıkra ve bendi uyarınca İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2025 tarihinde karar verildi.