Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/1004 Esas, 2023/2606 Karar

SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2023 tarihli ve 2022/35 Esas, 2023/89 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/7. madde ve fıkrası gereği mezkur hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmuştur.

B. İstinaf

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 23.11.2023 tarihli ve 2023/1004 Esas, 2023/2606 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Kararın usul ve yasaya aykırı olup, gerekçesiz olduğuna ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

7532 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226. maddesinde;

1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.

2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.

3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.

4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır” düzenlemelerine yer verilmiştir.

İddianameyle kovuşturma aşamasının sınırları belirlenmektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir. 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesindeki düzenlemeyle iddianamede anlatılan eylem değişmemiş olduğunda, kanun koyucu o eylemin hukuki niteliğinde değişiklik olmasını "yargılamanın sınırlılığı" ilkesine aykırı görmemiş, bu gibi hallerde sanığa veya müdafiine ek savunma hakkı verilerek değişen suç niteliğine göre bir hüküm kurulmasına imkan sağlamıştır. Ancak anılan düzenlemede sanığa veya müdafiine ek savunmasını hazırlaması için verilecek sürenin sonunda ek savunmanın yapılması için sanık veya müdafiinin bizzat duruşmada hazır bulunmasının gerekip gerekmediğinin açıkça düzenlenmediği fakat sanığın duruşmada hazır bulunmasına ilişkin genel düzenleme niteliğinde bulunan 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 193/2. maddesinin; "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir" şeklindeki amir hükmü nedeniyle sanık veya müdafii bizzat duruşmada hazır bulundurularak ek savunma hakkı tanınması gerekmektedir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; iddianamede ve son soruşturmanın açılması kararında 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinin uygulanması talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince beşinci celsede aynı Kanun'un 58. maddesinin; altıncı celsede ise anılan Kanun'un 257/2 ve 58. maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunmada bulunması için bir sonraki celseye kadar süre verilmesine ilişkin ara kararın hazır bulunmayan sanık müdafiine tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; sanık veya müdafii bizzat duruşmada hazır edilerek 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesi uyarınca ek savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden ek savunma verilmesine ilişkin tebligat ile yetinilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,13.05.2025 tarihinde karar verildi.

***