"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2024/361 Değişik iş
SUÇ: Cumhurbaşkanına hakaret
Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli ve 2024/361 Değişik iş sayılı Kararı ile Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.04.2024 tarihli ve 2024/93 Esas, 2024/165 sayılı görevsizlik Kararına yapılan itirazın kabulüne karar verilmiş, verilen kararın kesin olduğu anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca 07.03.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2025 tarihli ve KYB-2025/34893 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/9. maddesinde yer alan, "(Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141 md.) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur." şeklindeki düzenleme uyarınca, milletvekillerinin seçimden önce veya sonra işlediği iddia olunan suçlara ilişkin kovuşturma görevinin Ankara Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, söz konusu madde metninin uygulanabilmesi için sanığın kovuşturmanın başlatıldığı tarihte milletvekilliği sıfatının devam ediyor olmasının gerektiği nazara alındığında; sanık ...'in suç tarihinde milletvekili olduğu, ancak kovuşturma başlatıldığı sırada milletvekili sıfatının bulunmadığı, bu nedenle sanığın eyleminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/9. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve yargılamasının genel hükümlere göre yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.''
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2024 tarihli ve 2023/148752 Soruşturma, 2024/1989 Esas, 2024/230 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299/1-2. maddesi uyarınca cezalandırılması ve 53. maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2024 tarihli ve 2024/35 Esas, 2024/16 sayılı Kararı ile sanığın suç tarihinde milletvekili olması ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun (5187 sayılı Kanun) 27/2. maddesi de nazara alındığında yargılama yapma görevinin iki numaralı ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.04.2024 tarihli ve 2024/93 Esas, 2024/165 sayılı Kararı ile sanığın davanın açıldığı tarihte milletvekili olmadığı ve 5187 sayılı Kanun'un 27/2. maddesi de gözetilerek yargılama yapma görevinin iki numaralı asliye ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Sanık müdafiilerinin görevsizlik kararına vaki itirazı üzerine Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli ve 2024/361 Değişik iş sayılı Kararı ile itirazın kabul edilerek görevsizlik kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 161/9. maddesinde yer alan "(Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141 md.) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur" şeklindeki düzenleme uyarınca milletvekillerinin seçimden önce veya sonra işlediği iddia olunan suçlara ilişkin kovuşturma görevinin Ankara Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.
Adil yargılama, ceza muhakemesi hukukunda, sanığa ve mağdura tanınan hakların tümü ve insan hakları ihlal edilmeden yapılan yargılama olarak tanımlanmakta olup soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamında geçerli olan bir haktır.
Anayasa'nın 37. maddesinde ''Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz'' şeklinde düzenlenen kanuni hakim güvencesi, Anayasa'nın 36 ve AİHS'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında yer almaktadır.
Anayasa'nın 141. maddesinin son fıkrasında da, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmek suretiyle usul ekonomisi ilkesine yer verilmiştir.
Benzer durumlara ilişkin mevzuat hükümleri incelendiğinde;
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun son soruşturma merciileri başlıklı 90. maddesinde "Haklarında son soruşturma açılmasına karar verilenlerden; birinci sınıfa ayrılmış olanlarla ağır ceza mahkemeleri heyetine dahil bulunan hakim ve Cumhuriyet savcılarının, son soruşturmaları Yargıtayın görevli ceza dairesinde görülür. Birinci fıkra dışındaki hakim ve savcıların son soruşturmaları, yargı çevresi içinde bulundukları ağır ceza mahkemesinde yapılır." aynı Kanun'un son soruşturma merciinin saptanması başlıklı 91. maddesinde ''Bu Kanun gereğince haklarında kovuşturma yapılacak olanların, son soruşturma mercilerinin saptanmasında, son soruşturma zamanındaki son soruşturmadan önce görevden ayrılanların ise ayrılma zamanındaki sıfatları esas alınır.'' hükümlerine yer verilmiş, son soruşturmadan sonra kovuşturma aşamasında hakim ve Cumhuriyet savcısının sıfatının değişmesi görevli mahkemenin tayininde dikkate alınmamıştır.
Yine 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un izin vermeye yetkili merciler başlıklı 3/3. maddesinde ''Yetkili mercilerin saptanmasında, memur veya kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınır.'' düzenlemesine yer verilmiş, suç tarihinden sonra memur veya kamu görevlisinin alt ya da daha üst bir göreve atanması önemsenmemiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; milletvekilliği görevi bittikten sonra suç işleyen milletvekili hakkında genel hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılacağı kuşkusuzdur. Ancak suç tarihinde ve soruşturmanın başladığı tarihte milletvekili sıfatı devam eden milletvekilleri hakkında soruşturmaya 5271 sayılı Kanun'un 161/9. maddesindeki usule göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlanılmalıdır. Anılan maddede hem soruşturma yapmaya yetkili savcılık hem de kovuşturma yapmaya yetkili ve görevli mahkeme belirlenmiştir. Milletvekilinin işlediği suç asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suç da olsa yargılama yapma görevi ağır ceza mahkemesine verilmiştir. Bu anlamda 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 12. maddesine de bir istisna getirilmiştir. Ağır ceza mahkemesinin heyet halinde çalışması da gözetildiğinde asliye ceza mahkemesine nazaran daha güvenceli bir mahkeme olduğu tartışmasızdır.
5271 sayılı Kanun'un 161/9. maddesi soruşturmaya başlamayı esas almış ve soruşturmanın başladığı tarihte milletvekili olan şüpheli ve sanık hakkındaki soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığını yetkili savcılık, Ankara Ağır Ceza Mahkemesini de yetkili ve görevli mahkeme olarak kabul etmiş, kovuşturma aşamasında milletvekilliği görevinin sona ermesini bu belirlemeyi değiştirecek bir sonuca bağlamamıştır.
Kovuşturma aşamasında milletvekili sıfatının sona ermesi nedeniyle asliye ceza mahkemesinin görevli olduğunun kabulü mahkemeler arasında yetki uyuşmazlığını da gündeme getirecektir. 5271 sayılı Kanun'un 161/9. maddesinin uygulanma alanı kalmadığında yetkili mahkeme bu maddeye göre değil aynı Kanun'un 12 ve devamı maddelerindeki genel yetki kurallarına göre belirlenecek, bu belirlemeye göre Ankara dışında işlenen suçlar bakımından Ankara mahkemeleri tarafından yetkisizlik kararları verilebilecektir.
Sonuç olarak talep konusu somut olayda; 5271 sayılı Kanun'un 161/9. maddesi hükmü gereğince kovuşturmanın Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılması gerektiği, bu madde kapsamında soruşturmaya başlanılmış olmasıyla kazanılan ağır ceza mahkemesinde yargılama güvencesinden geriye gidişin düşünülemeyeceği, bu durumun "belirlilik" ve "hukuki güvenlik" ilkelerinin de bir sonucu olduğu, aksinin kabulü ile sanığın asliye ceza mahkemesince yargılanması durumunda Anayasamızın temel hak ve hürriyetler arasında yer verdiği 37. maddesinde güvence altına alınan kanuni hakim ilkesi ile AİHS'nin 6. maddesinde yer bulan adil yargılanma hakkının ihlaline yol açabileceği, görevli mahkemenin değişmesi halinde yetkili mahkemenin de değişeceği ve bu durumun ayrıca Anayasa'nın 141. maddesinde ifadesini bulan usul ekonomisine de aykırı olacağı, merciince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
II. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2025 tarihinde karar verildi.