Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2023/456 Değişik iş

SUÇ : İcbar suretiyle irtikap

İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine ilişkin

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli ve 2023/456 Değişik iş sayılı Kararı ile sanık ... hakkında ikna suretiyle irtikap suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2023 tarihli ve 2022/429 Esas, 2023/103 sayılı Kararına vaki itirazın reddine karar verilmiş, verilen kararın kesin olduğu anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2025 tarihli ve KYB-2025/62350 sayılı yazısı ile dosya Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

A. Kanun Yararına Bozma İstemi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2023 tarihli kanun yararına bozma isteminin;

"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede,

Dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihinde ... Devlet Hastanesinde KBB uzmanı olarak görev yaptığını, müştekinin burun ameliyatı olmak istediğini, bu konuda sanık ile whatsapp üzerinden mesajlaştığını, mesaj içerikleri incelendiğinde; müştekinin sanığa burun ameliyatı olmak istediğini ve fiyatını sorduğunu, sanığın ise fiyata gerek olmadığını sadece malzeme masrafı olur dediğini, sanığın, müştekiye dermapen de aldırıp yapacağını, müştekinin fiyat sorması üzerine 2.100,00 Türk lirası gerekli olduğunu, sanığın müştekiye bişektomi işlemi yapılıp yapılmayacağını sorduğunda o kadar işleme dayanamayacağını söylediğini, sanığın, müştekinin burun ameliyatını yaptığını ve herhangi bir masraf talep etmediğini, müştekinin sadece dermapen isimli işlem için 400,00 Türk lirası civarında parayı sekreterine verdiğini, bişektomi denilen çene içi yağ aldırma estetiği yaptırması halinde mesajlarda geçen 2.100,00 Türk lirasının gerekli olacağı yönündeki savunmasının mesaj içerikleri ile uyumlu olmadığını, sanığın devlet hastanesinde kulak burun boğaz uzmanı olarak görev yaptığını ve davaya konu burun ameliyatı ve bu ameliyatta kullanılan malzemeler için herhangi bir ücret talep edemeyeceği gözetilerek, sanığın sekreteri vasıtasıyla katılandan aldığı paranın, ameliyat sırasında kullanılması gerekli malzeme masrafı olduğu hususunda müştekiyi inandırdığını ve doktorluk mesleğinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle müştekiyi ikna ettiğinden bahisle ikna suretiyle irtikap suçundan sanığın mahkumiyetine ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği anlaşılmış ise de,

Somut olayda, sanığın kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde, burun ameliyatında tur aleti kullandığını ancak tur aletinin hastanenin malzemesi olmadığını, kendi setinin içerisinde bulunduğunu, tur aletinin çok pahalı bir alet olduğunu, müştekinin belirttiği gibi 2.100,00 Türk lirası olmasının mümkün olmadığının, müştekiye cilt güzelliği için dermapen denilen bir ürünü tavsiye ettiğini ve müştekinin bu ürünü daha iyi alabileceğini söyleyerek kendisinin almasını istediğini, ürünün siparişini verdiğini, o dönem klinikte olmadığı ve kargo sekreterinde olduğu için müştekinin sekreterine parayı vererek sekreterinden dermapen ürününü aldığını, müştekinin burun ameliyatına ilişkin para vermesinin söz konusu olmadığını, müştekinin sekreteri aracılığıyla verdiği paranın dermapen denilen cilt ürününe ait olduğunu, müştekiye bişektomi denilen çene içi yağ aldırma estetiği yaptırması halinde hastanenin bir miktar ücret aldığını mesajlarda belirttiği,

Müştekinin kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde, sanığı daha önceden tanıdığını, kendisini muayene ettiğinde burnunda kırık ve eğrilik olduğunu, ameliyat olması gerektiğini söylediğini, sanığa ameliyat sürecinin ne kadar masrafı olduğunu sorduğunu, tur aleti alacağı için 2.100,00 Türk lirası gerekli olduğunu, parayı hastanede sanığın sekreterine verdiğini, ameliyat sonrası sıkıntı yaşadığını ve epikriz raporuna baktığında tur aleti için alınan ücretin hastane vezne kayıtlarında olmadığını beyan ettiği,

Tanık Başhekim ...'ın kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde, kulak burun boğaz uzmanı olmadığını, yaptığı araştırmaya göre hastanede tur aletinin kullanılmadığını öğrendiğini, bu aletin törpülemede ve daha çok orta kulak kısmında kullanıldığı hususunda bilgi edindiğine dair beyanı gözetilerek yapılan incelemede,

Sanığın devlet hastanesinde KBB uzmanı olduğunu, müştekiye cerrahi müdahalede bulunduğunu, ameliyatında kullanacağı tur aleti için 2.100,00 Türk lirası ücret talep ettiğini, müştekinin parayı sekreteri aracılığıyla sanığa verdiği mahkemesince kabul edilerek, ikna suretiyle irtikap suçundan sanığın mahkumiyetine ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, öncelikle burun ameliyatlarında tur aletinin kullanılıp kullanılmadığını, bu aletin ne tür ameliyatlarda kullanıldığını, ameliyatlarda doktorların kendi malzemelerini kullanıp kullanmadığını, hastanede söz konusu cihazın bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapılmadığı ve uzmanından bilirkişi raporu alınmadığı, sanığın, tur aletinin pahalı bir alet olduğunu, 2.100,00 Türk lirası olmasının mümkün olmadığı beyanı karşısında söz konusu aletin olay tarihindeki değerine ilişkin bir araştırma yapılmadığının anlaşılması karşısında, tüm bu eksik hususlar yerine getirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2025 tarihli kanun yararına bozma isteminin;

''Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2013/14-102 esas, 2014/128 sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluşmadığı halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği ve bozma kararının aleyhe sonuç doğuracağı nazara alınarak yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş olup; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarihli, 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında yer alan ''kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği'' şeklindeki kabul karşısında, sanık hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan açılan kamu davasında, mahkemece sanığın katılandan 2.100,00 TL alarak ikna suretiyle irtikap suçunu işlediği kabul edilmesine ve zarar giderilmemesine rağmen 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında yer alan objektif koşulların oluştuğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmolunduğu anlaşılmakla, itiraz merciince, katılanın zararı giderilmeden 5271 sayılı Kanun'un 231/6 maddesindeki şartlar oluştuğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği gerekçesi ile itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.''

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2023 tarihli ve 2022/429 Esas, 2023/103 sayılı Kararı ile sanığın ikna suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 250/2-4 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bahse konu karara yönelik sanık müdafiinin itirazı üzerine yerinde görülmeyen itirazın değerlendirilmesi için dosyanın gönderildiği Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde sayılan objektif koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin incelemenin yanı sıra hem maddi olay hem de hukuki yönden değerlendirme yapılarak itirazın reddine karar verilmiştir.

Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/105258 sayılı kanun yararına bozma isteminde öncelikle burun ameliyatlarında tur aletinin kullanılıp kullanılmadığı, bu aletin ne tür ameliyatlarda kullanıldığı, ameliyatlarda doktorların kendi malzemelerini kullanıp kullanmadığı, hastanede söz konusu cihazın bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapılmadığı ve uzmanından bilirkişi raporu alınmadığı, sanığın, tur aletinin pahalı bir alet olduğunu, 2.100,00 Türk lirası olmasının mümkün olmadığı beyanı karşısında söz konusu aletin olay tarihindeki değerine ilişkin bir araştırma yapılmadığının anlaşılması karşısında, tüm bu eksik hususlar yerine getirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilerek itirazın bu yönden kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de delillerin takdirinde hataya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulmasının, bu olağanüstü kanun yolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmadığı anlaşılmakla buna ilişkin kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. Dairemizin 14.12.2023 tarihli Kararı ile mahkemece sanığın katılandan 2.100,00 TL alarak ikna suretiyle irtikap suçunu işlediği kabul edilmesine ve zarar giderilmemesine rağmen 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında yer alan objektif koşulların oluştuğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmolunduğu, itiraz merciince, katılanın zararı giderilmeden 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin altıncı fıkrasındaki şartlar oluştuğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği gerekçesi ile itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde reddine karar verildiği belirtilerek bu hususta Adalet Bakanlığından görüş istenilmiştir.

5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş olup; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunması zorunludur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ''kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği'' şeklindeki kabul karşısında, sanık hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan açılan kamu davasında, mahkemece sanığın katılandan 2.100,00 TL alarak ikna suretiyle irtikap suçunu işlediği kabul edilmesine ve zarar giderilmemesine rağmen 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında yer alan objektif koşulların oluştuğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmolunduğu, itiraz merciince, katılanın zararı giderilmeden 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin altıncı fıkrasındaki şartlar oluştuğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği gerekçesi ile itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, 23.05.2025 tarihli kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

II. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2025 tarihli kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli ve 2023/456 Değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2023 tarihli kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.07.2025 tarihinde karar verildi.

***