"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/204 Esas, 2022/130 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet
Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2017/204 Esas, 2022/130 sayılı Kararı ile hükümlülerin görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 43/1, 62, 50 ve 52. maddeleri uyarınca 93 tam gün karşılığı 1.860'ar TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9748 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
''Dosya kapsamına göre, sanıkların eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde tanımlanan cezanın türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 66/2. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanıkların Askeri Mahkemeler tarafından savunmalarının alındığı 04/09/2013, 13/03/2014 ve 23/11/2012 tarihleri ile mahkumiyet kararının verildiği 29/03/2022 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.''
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder” şeklinde düzenlenmiştir.
Hükümlülerin yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 257/2. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun'un 67. maddesinde "(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
a)Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3)Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4)Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar" hükmü yer almaktadır.
5237 sayılı Kanun’un 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 23.11.2012, 04.09.2013 ve 13.03.2014 tarihli sorgular olduğu ve bu tarihler ile hüküm tarihi arasında 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği ve düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla mahkumiyet hükümleri kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Dairemiz tarafından giderilmiştir.
II. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2017/204 Esas, 2022/130 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d maddesi uyarınca Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden; hükümlüler hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,29.04.2025 tarihinde karar verildi.