"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2581 Esas, 2022/1808 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/3 Esas, 2021/228 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.09.2023 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü yetki belgesine istinaden davacılar vekili Avukat ... ile davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maliki olduğu İstanbul ili, Eyüp ilçesi, ... köyü 207 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ... tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla adına olan tapu kaydı iptal edilen dava konusu taşınmazın açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 10.000.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsili ile müvekkile verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konuşu taşınmazın 1939 yılında yapılan ilk orman tahdidine göre orman sınırları içerisinde kalan devlet ormanı olarak belirlendiğini, doğal servet ve kaynak niteliğindeki ormanlarda tapu tesisi zilyetlik gibi işlemlerin geçersiz olduğunu, taşınmazın geçmiş dönemde 2/A ve 2/B olarak sınırlandırılmamış olduğunu, 1988 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında da orman sınırları içinde olduğunun tespit edildiğini, 6292 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, iadesi veya bedeli ödenmesi gereken taşınmazlardan olmadığını, dava konusu taşınmazın orman idaresine tahsis edildiğini ve dava ile ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle ... İstanbul Orman İşletme Müdürlüğüne davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini; açılan davada İdari Yargının görevli olduğunu, idare yönünden dosyanın tefrik edilerek yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. İhbar olunan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi içerisinde olduğunu, tapunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş olduğunu, taşınmazın devlet ormanı olduğunu, davanın idare açısından öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesini, tapu sicilinin tutulmasından dolayı Hazinenin sorumlu olduğunu, davanın esasına girilse bile devlet ormanlarının arsa veya tarla olarak nitelendirilip değer tespiti yapılamayacağını, davacının burayı hiçbir şekilde kullanılmamış olduğunu ve üzerinde fiilen orman örtüsü ile kaplı olduğunu, haksız ve hukukî dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 8.681.120,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece oluşturulan hüküm öncesi dosyaya giren tüm verilerin arazinin dava tarihi itibari ile kıymetinin 8.681.120 TL olduğunu teyit ettiğini, dava tarihinden ileri bir tarih için kıymet takdiri de söz konusu olamayacağına göre hükmü istinaf incelmesine görülmekte bir menfaatlerinin bu aşamada bulunmadığını, gerek dava gerekse ıslah dilekçesinde fazlaya dair haklar saklı tutulmuş olup bu kapsamda talep sonucunun artırıldığını, ilk hüküm istinaf edildiğine ve dava dilekçesinde fazlaya dair haklarının saklı tutulduğuna göre ıslah yolu ile talebin artırılması caiz olup Mahkemenin kısmi kabulünün doğru olmadığını, Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak 28.03.2019 tarihli ıslah dilekçesinde belirtilen 11.419.040 TL alacağın faizi ile birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmesini gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğinden husumetin yöneltilemeyeceğini, husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, Orman Genel Müdürlüğüne karşı Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/168 Esas sayılı dosyası ile tapu kaydındaki şerhin terkini davasında davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davanın seyri sırasında davacının mülkiyet hakkının sona ermesi nedeniyle eldeki davanın taleplerinin ileri sürülemeyeceğini, davacının aktif husumet ehliyeti kalmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, keşif sonucu düzenlenen raporda belirtilen değerin çok yüksek olduğunu, önceki raporlarla karşılaştırıldığında aykırılıkların mevcut olduğunu, taşınmazın arsa ya da tarla niteliğinde kabul edilerek rapor düzenlendiğini, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesince devletin sorumlu olması için tapu memurunun kasıtlı ve kusurlu eyleminin olması gerektiğini, bir zararın bulunmadığını, madde kapsamındaki kusursuz sorumluluktan söz edilerek Hazineden tazminat istenmesinin kamu düzenine aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu iptal kararının kesinleşme tarihi 2011 yılı itibarıyla arazi vasfındaki taşınmazın değerinin resmî veriler ışığında net gelir yöntemiyle belirlenmesine, davacı vekili tarafından ilk karara karşı sadece faiz talebi yönünden istinaf yoluna başvurulmuş olup hüküm altına alınan miktar itibarıyla Hazine lehine usulî muktesap hak durumu oluştuğundan Mahkemece ilk karardaki miktar üzerinden karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun'un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesi.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyanın incelenmesinde; dava konusu İstanbul ili, Eyüp ilçesi, ..., 3 pafta ... parsel sayılı taşınmazın evveliyatında davacılar adına müştereken kayıtlı olduğu, taşınmazın davacıların murisi ... tarafından satın alma yoluyla iktisap edildiğini, 29.03.1985 tarihte taşınmaz üzerinde herhangi bir orman şerhinin bulunmadığı, 28.11.1995 tarihinde tapu kaydına orman şerhi verildiği, bilahare Orman idaresi tarafından taşınmazın orman sınırları içinde olması nedeniyle tapusunun iptali istemiyle açılan dava sonucunda İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/71 Esas ve 2010/398 Karar sayılı ilâmı ile tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile ... adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay aşamasından geçerek 02.06.2011 tarihinde kesinleştiği, davacıların tapunun iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle dava açtıkları anlaşılmaktadır.
3. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre değerlendirme tarihi itibarıyla arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aleyhine temyiz olunan davacılar yararına 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 8.400,00 TL vekâlet ücretinin temyiz eden davalı Hazineden alınmasına,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.