Logo

5. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1779 Esas, 2023/2247 Karar

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/77 Esas, 2023/192 Karar

Taraflar arasındaki tapu kaydının Mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davacılar ... ve ... yönünden kabulüne, hisse devri nedeniyle ... ve ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ve murislerinin maliki olduğu Konya ili, Meram ilçesi, Dereaşıklar Mahallesi 40055 ada 28 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının bir kısmının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucu iptal edildiğini ve taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun mülkiyet hakkını ihlal ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; husumetin kendilerine düşmediğini, davacılar tarafından Orman Genel Müdürlüğü aleyhine orman kadastrosunun tespitine itiraz davası açıldığını davanın derdest olduğunu, bu nedenle davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, orman kadastrosunun 19.09.2005 tarihinde kesinleşmiş olduğunu, bir hizmet kusurunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, davacılar ... ve ... yönünden kabulüne, hisse devri nedeniyle ... ve ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; orman kadastro çalışmalarının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığını, davacılar tarafından Orman Genel Müdürlüğü aleyhine kadastro tespitine itiraz davası açıldığını ve işbu davanın derdest olduğunu, davacıların hukuki yararının bulunmadığını, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, hizmet kusurunun bulunmadığını, taşınmazın sulu arazi olarak kabul edilemeyeceğini, kapitalizasyon faiz oranının % 5 olarak belirlenmesi gerektiğini, verimin yüksek, masrafın az alındığını, objektif değer artışı oranını kabul etmediklerini, karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulan davacılar yönünden davanın reddine karar verilerek lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, keşif harcından sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın bir kısmının tapusunun iptal edilmiş olması nedeniyle, Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil davasının 24.11.2021 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle değerlendirme tarihi olarak bu tarihin esas alınmasında ve sulu tarım arazısi olarak değerlendirilerek gelir metodu kullanılmak sureti ile değer biçilmesinde ve gerçek zarar hesabı yapılarak hakkaniyet indirimi uygulanmaması yöntem itibarıyla doğru olup bir isabetsizlik görülmediğini, İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın sulu tarım arazisi olarak kabul edilmesinde, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden getirtilen verilerin ortalamasının esas alınmasında, Yerleşik Yargıtay uygulamaları esas alınarak kapitalizasyon oranının ve üretim giderlerinin brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağının değerlendirilmesinde isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmazın kök parseli olan 1349 parsel sayılı taşınmazın davacılar ve davacılar murisi tarafından 12.07.1984 tarihinde satın alındığı, kadastro yenileme çalışmaları ile 40055 ada 28 parsel sayısını alan taşınmazla ilgili olarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/613 Esas, 2017/444 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 30.11.2017 tarihli ve 2017/1207 Esas, 2017/1233 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın kabulü ile (A) harfi ile gösterilen 4.996,64 m² miktarlı kısım ile (B) harfi ile gösterilen 6.146,95 m² miktarlı kısmın tapusunun iptali ile orman vasfı ile ... adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 24.11.2021 tarihinde kesinleştiği ve hükmün tapuda infaz edildiği, eldeki davanın 08.03.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

3. Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesin de bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***