Logo

5. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/131 Esas, 2023/102 Karar

Avukat ...

DAVA TARİHİ : 19.08.2015

KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ...,...Mahallesi 196 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu yer ve konumu itibarıyla kıymet takdir komisyonunca belirlenen bedelin gerçeği yansıtmadığını, taşınmaz üzerinde yer alan yapılara da düşük değer biçildiğini, kısmi kamulaştırma sebebiyle arta kalan kısımda değer düşüklüğü hesaplanarak kamulaştırma bedeline eklenmesini, kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasını talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 16.06.2016 tarihli ve 2015/389 Esas, 2016/220 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin 16.06.2016 tarihli ve 2015/389 Esas, 2016/220 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazda kamulaştırmadan arta kalan kısmın yüzölçümü, geometrik şekli dikkate alındığında bu bölümde % 15 oranında değer kaybı olacağı gözetilmeden, daha yüksek oranda değer azalışı uygulanmak suretiyle fazla bedel tespit edilmesi, kamulaştırma bedeli faizli olarak davacı idarece bloke edildiği hâlde, hüküm fıkrasında ayrıca yasal faiz işletilmesine karar verilmek suretiyle infazda tereddüde yol açılması ile harç ve yargılama giderine ilişkin hüküm kurulmaması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar

Mahkemenin 25.12.2019 tarihli ve 2019/237 Esas, 2019/506 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. Mahkemenin 25.12.2019 tarihli ve 2019/237 Esas, 2019/506 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bozma sonrası tespit edilen 1.542.274,50 TL kamulaştırma bedelinden acele el koyma dosyasında depo edilen 955.809,00 TL bedelin mahsubu ile kalan 586.465,50 TL kamulaştırma bedeline, 20.12.2015 tarihinden ilk karar tarihi olan 16.06.2016 tarihine kadar yasal faiz işletilmesi ile yetinilmesi ve fazla bloke edilen faizin de iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, kamulaştırılan alanın 81,83 m² olduğu ve bu alanın tapu kaydının iptaline karar verildiği hâlde, 81,33 m²lik kısmın bedeline hükmedilmesi ve harca ilişkin hüküm kurulmaması doğru olmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar

Mahkemenin 26.09.2023 tarihli ve 2021/131 Esas, 2023/102 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırmadan arta kalan alanda değer azalışının fazla hesaplandığını, fark bedele işleyen yasal faizin hatalı hesaplandığını, 19.12.2015 tarihinden ilk karar tarihine kadar işleyecek yasal faiz 25.951,10 TL olup faizli fark bedelin 612.416,60 TL olarak depo edilmesi gerektiğini, müvekkili idarece fazla depo edilip iadesi gereken bedelin ise 337.630,04 TL olduğunu, idareye iadesine karar verilen bedele ödeme tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davalı lehine mükerrer vekâlet ücretine hükmedildiğini, kamulaştırılan alan 81,33 m² olup dava dilekçesinde sehven 81,83 m² olarak belirtildiğini, terkin hükmü kesin olduğu hâlde bu hususun hükümde açıkça belirtilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, dava konusu taşınmazdaki binanın kamulaştırma nedeniyle kamulaştırılan alanın gerisine çekildiği hâlde, herhangi bir montaj ve demontaj bedeli de ödenmediğini, düşük bedel belirlendiği hâlde, idareye iadesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kamulaştırma nedeniyle dava konusu taşınmazın şekli bozulmuş olup kamulaştırmadan arta kalan alanda daha yüksek değer azalışı hesaplanması gerektiğini, tespit edilen bedele dava tarihinden karar tarihine güncel enflasyon faizi ya da kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla yasal faiz aralığının da hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile 11 inci ve 12 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak, üzerindeki yapılara ise aynı Kanun'un (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek ve üzerinde bulunan ağaçlara ise maktuen değer biçilmesi yerindedir.

3. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca açılan davalarda, tescil ve terkine ilişkin hükümler kesin olup, tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır. Bu durumda, mahkemece tescil yönünden kesin olarak hüküm kurulup, bedel yönünden kanun yolunun açık olduğunun gösterilmemesi hatalı ise de tescil hükmü infaz edildiğinden bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.

4. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesi hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında tespit edilen bedelden acele el koyma bedelinin mahsubu ile oluşan fark bedel 586.465,50 TL‘ye 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 20.12.2015 tarihinden başlamak üzere ilk karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması ve davacı idarece fazla depo edilen 363.581,14 TL’nin iadesine karar verilmesi gerekirken, tespit edilen bedelin tamamına dava tarihinden faize hükmedilmesi ve fark bedelin faiziyle ödenmesine karar verildiği hâlde yeniden faiz hükmü kurulması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; (2) ve (3) numaralı bentlerinin hükümden tümüyle çıkartılarak yerine “Dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin 1.542,274,50 TL olarak tespiti ile acele el koyma dosyasında depo edilen 955.809,00 TL'nin mahsubundan sonra kalan fark kamulaştırma bedeli olan 586.465,50 TL’nin mükerrer ödemeye sebebiyet vermeyecek şekilde derhal davalıya ödenmesine, fark kamulaştırma bedeli 586.465,50 TL’ye 20.12.2015 tarihinden ilk karar tarihi olan 16.06.2016 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, davacı idarece fazla depo edilen 363.581,14 TL’nin davalı tarafça bankadan çekilmiş olması halinde varsa çekilme tarihine kadar işlemiş nemaları ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, çekilmemişse birikmiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine,” bendinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***