Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Sanıklar ..., ... ve ... müdafin tayin olunan ceza miktarları itibarıyla yasal koşulları bulunmayan ve yasal süresinden sonra da vaki duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi uyarınca REDDİNE, sanıklar ... ve ... haklarında denetim görevinin ihmali suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, CMK'nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek katılan kooperatif vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinin itiraz mahiyetinde kabulü ile bu kararlar yönünden dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, incelemenin katılan vekili, O yer Cumhuriyet savcısı ile müdafin sanıklar ..., ... ve ... haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 09/10/2007 tarihli ve 2007/11-44-200; 21/01/2020 tarihli ve 2017/11-808-17 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ceza davası açma görevi, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikayet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısına aittir. Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede hangi hususların gösterileceğine ve yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması gerektiğine aynı Kanun’un 170/3-4. madde ve fıkralarında yer verilmiştir.

İddianamenin iadesi halleri CMK’nın 174/1. madde ve fıkrasında belirlenmiş olup bu hususlara aykırı olarak düzenlenen iddianamenin öngörülen süre içinde eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle Cumhuriyet başsavcılığına iadesine karar verilmelidir.

Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Bu kabul, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal ve vazgeçilemez sonucudur.

Yukarıda belirtilen usullere aykırı olarak düzenlenen iddianamenin gerek on beş günlük süre içinde iade edilmeyerek gerekse de kabulüyle artık kovuşturma aşamasına geçilmiş olması hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacak ve davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlali yönünde haklı bir sebep oluşturmayacaktır. Böyle bir durumda usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davasından bahsedilemeyeceğinden mahkemece hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilecek ve bu hususta gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet başsavcılığına ihbarda bulunulacak, usulüne uygun bir kamu davası açılması halinde yargılama faaliyeti gerçekleştirilerek yapılacak değerlendirme sonucunda CMK’nın 223. maddesi uyarınca bir hüküm tesis edilecektir.

Tüm bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 31/12/2008 tarihli ve 2008/54921 Esas sayılı iddianamesinde 25/03/2008 havale tarihli bilirkişi raporuna göre toplam 211.844,36 TL'nin zimmete geçirildiğinin, bu miktar içerisinde belgesiz olarak üyelerden toplanan 35.000 TL'nin de olduğunun ifade edilmesi ile yetinildiği, sanıklara yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğunun açıklanmadığı, dolayısıyla iddianamede suç isnadında bulunulduğunun ve usule uygun kamu davası açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, bu hususun iddianame tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 170/4. maddesine açıkça aykırılık oluşturduğu gözetilmeden ve söz konusu eksikliğin düzeltilmesi yoluna da gidilmeden, yargılamaya devam edilerek sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle CMK'nın 225. maddesine muhalefet edilmesi,

Kanuna aykırı, sanıklar ..., ... ve ... müdafi, katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 06/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***