"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet verme
HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... haklarında beraat, sanık ... hakkında görevi kötüye kullanmaya azmettirme suçundan mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Katılanlar vekilinin temyiz isteminin sanıklar ... ve ... haklarında verilen beraat hükümlerine yönelik olduğu nazara alınarak, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılan vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen beraat, müdafin ise sanık ... hakkında görevi kötüye kullanmaya azmettirme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar ... ve ... haklarında verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklardan Mehmet Sabri'nin aracına özel plaka alabilmek amacıyla adresini ... ilinden ... ilçesine naklettirdikten sonra 10/10/2011 tarihinde aracının tescil kayıt işleminin yapıldığı, sanığın ... İlçe Emniyet Hizmetlerini Güçlendirme Derneğine 02/11/2011 tarihinde 500 TL bağış yaptıktan sonra 26/01/2012 tarihinde adresini eski ikameti olan Balıkesir iline naklettirdiği, diğer sanık ...'nın ise Balıkesir ilinde olan nüfus kaydını 28/11/2011 tarihinde ... ilçesine aldırdığı, silah ruhsat yeniletme işlemleri için suç tarihinde Emniyet Müdürü olarak görev yapan temyiz kapsamı dışında bulunan sanık ...'in yardımcı olması sonucu 30/12/2011 tarihinde silah ruhsatı aldığı, bu işlemler için sanığın ...'e ait banka hesabına 07/02/2012 tarihinde 1.900 TL yatırmak suretiyle kamu görevlisine haksız menfaat sağlandığı iddia edilen somut olayda; taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında rüşvet anlaşması yapıldığına dair savunmanın aksine dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, kamu görevlisi olmayan sanıkların eylemlerinin sübutu halinde TCK'nın 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçuna azmettirme veya yardım etme suçunu oluşturacağı gözetildiğinde; bu suçun TCK'nın 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 24/09/2012 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasa'nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanmaya azmettirme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu ve hakkındaki soruşturma veya kovuşturmanın da izne tabi olmadığı, 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16/03/2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/01/2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz "kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış" dosyalar açısından Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesi gereğince "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 16/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.