"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/298 Esas, 2016/47 Karar
SUÇLAR : Edimin ifasına fesat karıştırma (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakında), icrai davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında)
HÜKÜMLER : Sanıklardan ... hakkında atılı suçlardan, ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında atılı suçtan beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Çaycuma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2011/298 Esas, 2016/47 sayılı Kararının, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafileri ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanık ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu itibarla katılan vekilinin beraat hükümlerini temyiz ettiğine dair dilekçe başlığında yer alan sanık ...'a yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.06.2011 tarihli ve 2011/539 Esas, 2008/2152 Soruşturma, 2011/193 numaralı İddianamesiyle sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları ve hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.05.2015 tarihli ve 2015/411 Esas, 2015/1040 Soruşturma, 2015/410 numaralı İddianamesiyle sanık ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan cezalandırılması ve hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Çaycuma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/281 Esas, 2015/820 sayılı Kararı ile bu davanın Çaycuma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/298 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
3.Çaycuma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2011/298 Esas, 2016/47 sayılı Kararı ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 236 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi yollamasıyla 236 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanıklar hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına, sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatlerine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan vekilinin temyizi, sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, müvekkilinin hak ediş evrakını il müdürü sıfatıyla prosedürü tamamlamak amacıyla imzaladığına, kontrol amiri veya kontrol şefi görevi olmadığına,
3.Sanık ... müdafiinin temyizi, dava konusu edimin kabul sürecinde hile unsurunun oluşmadığına, yapılan işin büyüklüğü dikkate alındığında suç kastı ile hareket edilmediğine, kesin hesap ve kesin hak edişte müvekkilinin imzasının bulunmadığına,
4.Sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyizi, yargılama aşamasında hükme esas alınan bilirkişi raporunun suç isnadı içeren ve idare tarafından düzenlenen müfettişlik raporunun tekrarı olduğuna, ...'nın kesin hesap ve kesin hak edişte imzalarının bulunmadığına, hileli ve kasıtlı bir davranışı bulunmadığına, ...'nın da yalnızca kesin kabul tutanağında imzasının olduğuna, kesin hesap ve kesin hak edişte imzalarının ve keza hileli ve kasıtlı bir davranışının bulunmadığına,
5.Sanık ... müdafiinin temyizi, yargılama aşamasında hükme esas alınan bilirkişi raporunun suç isnadı içeren ve idare tarafından düzenlenen müfettişlik raporunun tekrarı niteliğinde olup, müvekkilinin kesin hak ediş raporunda imzasının bulunduğuna, şirket ortağı ...'ın kesin kabulde imzasının olduğuna, mahkemece kesin kabulde imzası olan sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü tesis edildiği halde, kesin kabulde imzası olmayan müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanıklardan ...'in Bayındırlık ve İskan İl Müdürü, ...'nın il müdür yardımcısı, ..., ..., ... ve ...'ın Çaycuma 134 adet afet konutu inşaatının edimi sürecinde görev alan mühendis ve teknikerler olup, ..., ..., ..., ... ve ...'in yüklenici firmaya hatalı şekilde fazla ödemeler yaptıklarından bahisle icrai davranışla görevi kötüye kullanma, kesin hesap ve kesin hak ediş raporları ile kesin kabul tutanağını imzalayan diğer sanıklar hakkında ise de edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davaları açılmıştır.
Mahkemece; mahallinde yapılan keşif üzerine düzenlenen teknik bilirkişi raporlarını esas alan Sayıştay emekli uzman denetçilerinden alınan raporda, yüklenici firmaya KDV hariç toplam 397.178,87 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği, bu tespitlere dayanarak firmaya yapılan ödemeye esas alınan kesin hak ediş ve kesin hesap raporunu ... ve ...'nın firma yetkilisi ... ile birlikte tanzim ettikleri, ...'in bu evrakı onayladığı, bu suretle edimin ifasına fesat karıştırma suçunu işledikleri, sanık ...'in yükleniciye fazla ödemeye sebep olan hatalı kesin hesabı onaylayarak ayrıca görevi kötüye kullanma suçunu işlediği, kesin kabul tutanağında imzası bulunan ve inşaat konusunda uzman olan kamu görevlisi sanıklar ..., ... ve ... ile kesin kabulü onaylayan ...'in bu eylemleri ile edimin ifasına fesat karıştırma suçunu işledikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine hükmolunduğu, işin gerçekleştirilmesi sürecinde geçici hak ediş raporlarını imzalayan sanıklar ile kesin kabulde imzası olup da eksikliklerin söz konusu olduğu inşaat imalatı konusunda uzman olmayan sanıkların atılı suçtan beraatlerine karar verildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
A.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükümleri ile sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
1.Sanıkların yargılama konusu eylemleri için suç tarihlerine göre yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 240 ıncı maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince 5 yıllık olağan ve 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin, keza 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca belirlenecek cezasının üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Sanıklardan ...'ın 08.10.2003; ...'ın 31.05.2005; ...'in ise son olarak 05.04.2005 tarihli geçici hak ediş raporlarına imza attıkları, belirtilen suç tarihleri ile 10.06.2011 tarihli iddianame arasında soruşturma izni ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 5 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
3.Sanık ...'in görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilen kesin hesabı imzalama tarihinin 31.12.2005 olduğu, belirlenen suç tarihi ile inceleme tarihi arasında soruşturma izni ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B.Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik incelemede;
Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının infaz aşamasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı da nazara alınarak resen uygulanması mümkün bulunduğundan, yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen kamu görevlisi olan sanıklar hakkında, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kullanmasından yasaklanmasına karar verilmemesi aleyhe temyiz olmadığından,
5237 sayılı Kanun'un 236 ncı maddesinde edimin ifasına fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmış olup, maddede sayılan seçimlik hareketlerin ya da faillik durumunun genişletilmesinin anılan Kanun'un 2 nci maddesindeki kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinde bir kuşku bulunmadığından, her ne kadar bir kısım öğretide özgü suç olarak kabul edilmese de madde metni gerekçesiyle birlikte incelendiğinde; 2 nci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yüklenici konumundaki kişiler ve temsilcileri ile edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri, (c), (d) ve (e) bentlerinde ise edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri suçun faili olabileceğinden, dolayısıyla söz konusu suçun özel faillik niteliği taşıyan kimselerce işlenebileceğinde bir tereddüt bulunmadığının kabulü gerektiğinden, 5237 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre özgü suç niteliğinde olan ve aynı Kanun'un 236 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca edimin ifası sürecinde görev alan kamu görevlisi tarafından işlenebilen edimin ifasına fesat karıştırma suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri halde, suç tarihinde yüklenici konumunda olan sanık ... hakkında doğrudan fail olarak hüküm kurulması, adı geçen sanığın kamu görevlisi sanıkları azmettiren konumunda olması nedeniyle, diğer yandan delalet maddesi olarak hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 236 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi yerine (b) bendinin gösterilmesi, bu hususlar sonuca etkili görülmediğinden,
Bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın eleştiriler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
C.Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik incelemede;
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaatine göre, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
D.Sanık ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik incelemede;
Hükmün gerekçe kısmında yüklenici firma adına kesin kabulü imzalayan sanık ...'ın edimin ifasına fesat karıştırma suçunu işlediği belirtilmesine karşın, hüküm fıkrasında aynı sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi suretiyle karışıklığa yol açılması hukuka aykırı bulunmuştur.
E.Sanık ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19.12.2002 tarihli ve 24968 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliğinin 4'üncü maddesinde muayene ve kabul komisyonlarında görevlendirilecek olanların tamamının teknik eleman olmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, yine 01.02.2007 tarihli kesin kabul tutanağında iş yerine giderek fiili inceleme yapan komisyon üyeleri arasında sanık ...'in yer almadığı, savunmalarında da onay makamı olarak prosedürü tamamlamak amacıyla kesin kabul tutanağını imzaladığını savunması karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya mahal vermeyecek şekilde ortaya çıkarılabilmesi bakımından, sanığın söz konusu yapım işini denetleyecek mesleki yeterliliğinin bulunup bulunmadığının tespitinden sonra ve iş yerine gitmeyerek evrak üzerinde onay işlemi yapması da gözetilmek ve ne şekilde suç kastıyla hareket ettiği de gerekçeleriyle karar yerinde gösterilip tartışılmak suretiyle hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği dikkate alınmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
F.Sanıklardan ... hakkında görevi kötüye kullanma, ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik incelemede;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden önce sanıklardan ...'in 09.03.2014, hüküm tarihinden sonra sanıklardan ...'nun 01.01.2021, ...'ın ise 24.10.2023 tarihlerinde vefat ettiklerinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin sanık ... hakkındaki temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünün (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Çaycuma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2011/298 Esas, 2016/47 sayılı Kararında, sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafileri, ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerine ilişkin ise katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiilerinin mahkumiyet, katılan vekilinin beraat hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı ONANMASINA,
3.Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Çaycuma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2011/298 Esas, 2016/47 sayılı Kararında, sanıklar ..., ..., ... ve sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar yönünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
4.Gerekçe bölümünün (D), (E) ve (F) bentlerinde açıklanan nedenlerle Çaycuma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2011/298 Esas, 2016/47 sayılı Kararına yönelik katılan vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanık ... bakımından kazanılmış hakkı saklı tutularak, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci ve 326 ncı maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2024 tarihinde karar verildi.
Gerçekleştirdiğiniz işlemde Hata Oluştu !