Logo

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2010/251 Esas, 2016/197 Karar

SUÇ : Rüşvet verme (Sanıklardan ... hakkında 16 kez, ... hakkında 7 kez, ... ve ... hakkında 1'er kez)

HÜKÜM : Sanıklardan ... ve ... hakkında zincirleme rüşvet verme, ... ve ... hakkında rüşvet verme suçlarından mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Katılan vekilinin 29.07.2016 havale tarihli dilekçesinin aleyhe temyiz iradesi içermediği ve vekalet ücreti talebine yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlaması durumunda da 6352 sayılı Yasa'dan önceki haliyle 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunun oluşacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu görevi kötüye kullanma suçuna TCK'nın 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edebilecekleri gözetildiğinde; sanıklar hakkında, suç tarihlerinde ... 4. Hudut Bölük Komutanlığına bağlı Çayır Hudut Karakol Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan ...,...,... isimli şahıslara, sınırdan yasal olmayan geçişler yapmalarına ve kaçak eşya geçirmelerine göz yummaları karşılığında menfaat temin etmeleri şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemleri nedeniyle sanıklardan ... ve ... hakkında zincirleme olarak rüşvet verme, ... ve ... hakkında rüşvet verme suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de; rüşvet suçu bir karşılaşma suçu olduğundan, çok failli suçlardan olup, bir tarafta rüşvet verenin, diğer tarafta ise rüşvet alan kamu görevlisinin yer aldığı, rüşvet veren ve alanın aynı amacın gerçekleşmesini hedefledikleri, bu itibarla esasında veren ve alan açısından tek bir suç olduğu, aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesinin önüne geçmek, uygulama birliğini sağlamak ve her iki davada adil sonuç çıkmasını temin etmek açısından dava konusu somut olayda sanıklardan rüşvet aldığı iddia olunan ve haklarında açılan kamu davalarının akıbeti dosya kapsamından tespit edilemeyen ...,... ve ... hakkındaki davaların akıbetinin araştırılması, mümkünse davaların birleştirilmesi, hüküm verilmişse onaylı örneklerinin bu dosya içine alınması sonrasında, rüşvet suçuna konu paranın kamu görevlisi olan şahıslara görevlerinin gereklerine aykırı olan bir işi yapmaları için verilip verilmediği hususunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve buna bağlı olarak suç niteliğinin tayini bakımından, sanıklar haklarında suç tarihlerinde kaçakçılık suçundan kamu davası açılıp açılmadığı, açılan davalar var ise akıbetleri araştırılarak bir örneğinin dosya arasına getirtilmesinden sonra, bütün deliller birlikte değerlendirilip, rüşvet suçunun unsurlarının oluşmaması halinde sanıkların eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçuna iştirak etme kapsamında kalıp kalmadığının, zamanaşımı süreleri de nazara alınarak, karar yerinde tartışılması sonrasında sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde kararlar verilmesi,

Kabule göre de;

Sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmuş olması karşısında, kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan Hazine lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,

Kanuna aykırı, katılan vekili, sanıklar ..., ... ve ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***