"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/177 Esas, 2013/187 Karar
SUÇLAR : Zimmet (tüm sanıklar hakkında), irtikap (sanık ... hakkında), resmi belgede sahtecilik (sanık ... hakkında)
HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında zimmet suçundan mahkûmiyet, irtikap ve sahtecilik suçlarından beraat, sanık ... hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması, diğer sanıklar hakkında zimmet suçundan beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2010/177 Esas, 2013/187 sayılı Kararının sanık ... müdafii, katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264 üncü maddesi de gözetilerek katılan ... vekilinin temyiz isteğinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görülmüştür.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasına, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkı olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkında zimmet, ... hakkında zimmet ve irtikap suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince yukarıda belirtilen husus dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2010 tarihli ve 2010/2849 Esas, 2010/4061 Soruşturma, 2010/206 numaralı İddianamesiyle sanıklardan ... hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dört kez, 247 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca üç kez, 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca üç kez, 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 35 inci maddesi uyarınca iki kez, irtikap suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin ikinci fıkrası, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, ..., ... ve ... hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi delaletiyle 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, ... hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi delaletiyle 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca iki kez, 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 35 inci maddesi gereği bir kez, ... hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 39 uncu maddesi uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi, sanık ... hakkında 63 üncü maddesinin uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
B.Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2010/177 Esas, 2013/187 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve 63 üncü maddesinin uygulanmasına, sahtecilik ve irtikap suçlarından beraatine, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın zimmet suçundan beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık ... müdafiilerinin temyiz istemi; ek bilirkişi raporunda zimmet suçunun oluşmadığının belirtilmesine rağmen mahkumiyet kararı verildiğine, sanığın savunmalarında belirttiği ve tanık beyanları ile de doğrulandığı üzere belediye bütçesinin sınırlı olduğuna, halkın beklentisinin ve ihtiyacı olan hizmetlerin bedelinin yüksek olduğuna, kendisinden bu hizmetleri ve harcamaları yapmasının istendiğine, İstanbul belediyelerinden maddi destek sağlama sözü verildiğine, bu sözlere güvenerek harcamaları şahsi imkanlarıyla ve şahsen borçlanarak yapmasına rağmen, sözlerin yerine getirilemediğine, bu nedenle kendi şahsı ve ailesine ait gayrimenkulleri ve araçları satmak zorunda kaldığı, bu hususun Tapu Müdürlüğünden araştırılabileceğine, sanığın kendisine verilen sözlere güvenerek borçlandığı için sonradan malvarlığını devretmek zorunda kaldığına, sanığın ek bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi zimmetinde bulunduğu iddia edilen parayı belediye inşaatlarına harcadığına, suç işleme kastının olmadığına, müfettişin baskısıyla soruşturma aşamasında zimmet olarak belirtilen miktarı ödemesinin suçu kabul ettiği anlamına gelmeyeceğine, değer azlığı nedeniyle indirim yapılması, ödemenin idari soruşturma aşamasında gerçekleşmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 248 inci maddesinin birinci fıkrasının ve ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine yöneliktir.
B.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanık ...'ın cezalandırılmasına yeterli derecede delil olmadığı halde mahkumiyetine karar verilmesinin, kabule göre de, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
C.Katılan ... vekilinin temyiz istemi; sanık ... hakkında irtikap ve resmi belgede sahtecilik, diğer sanıklar hakkında zimmet suçundan beraat kararları verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna dairdir.
III. GEREKÇE
A.Suç tarihinde sanıklardan ...'ın Alifuatpaşa Belediye Başkanı, ...'un muhasebe yetkisili, ...'ın belediye başkan vekili, ...'un işçi, ... ve ...'ın muhasip vekili olarak görev yaptıkları, sanık ...'ın elden tahsil ettiği belediye gelirlerini ve belediyenin banka hesabından çektiği paraları belediye hizmetlerinde kullandığı, belediye araçlarına akaryakıt aldığı ve belediye tarafından yapılan inşaatlarda kullandığının savunma, tanık beyanları, keşif ve bilirkişi raporları ile doğrulandığı ve sanığın uhdesinde belediyeye ait para bulunmadığı, keza diğer sanıklarla birlikte belediyede kayıtsız olarak çalışan personelin ücreti ile belediye araçlarına alınan bir kısım akaryakıt bedelinin, belediye araçlarının tamir ve bakımının yapıldığı şirketin faturalarına eklenmek suretiyle elden alınan para ile ödenmesi eyleminde zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığı, bu fiil nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan kamu davası da açılmadığı ancak belediye kayıtlarının düzensiz tutulduğu, ödemelerin 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine uyulmaksızın yapıldığının sabit olduğu, sanık ...'ın, ... İnş. Gıda Oto. Dek. Ltd. Şti'nden alınan borcun ödenmemesi nedeniyle belediye taşınmazlarının haczine sebebiyet vermesi eyleminin irtikap suçuna vücut vermeyeceği, bu eylemlerin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı anlaşılmıştır.
B.Görevi kötüye kullanma suçu için, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
C.5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 28.05.2013 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
A.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılan ... vekilinin sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik temyiz istemi açısından dosyanın, Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN MAHALLİNE İADESİNE,
B.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Hazine vekilinin sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası da nazara alınarak 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2010/177 Esas, 2013/187 sayılı Kararına yönelik sanık ... müdafii, katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.10.2023 tarihinde karar verildi.