"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun'un değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek, başvurularının kapsamına göre incelemenin, O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., katılan ... vekilinin ise tüm sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerine ilişkin, sanıklar ... ve ... müdafiinin de sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik vekalet ücretine hasren temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı Kanun'un 138 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan, fakat aynı Kanun'un 135 inci maddesinde sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda bu delilin kullanılabileceğinin kabul edilmiş olması, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135 inci maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; suç tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un "Tesadüfen elde edilen deliller" başlıklı 138 inci maddesinin ikinci fıkrası "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir" şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için bu delilin elde edildiğine ilişkin derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, suç tarihi itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un 135 inci maddesi kapsamında bulunmayan suçlara ilişkin dinleme kayıtlarının aynı Kanun'un 138 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince bu suçların delili olarak kullanılamayacağı, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda "hukuka aykırılığın mevcudiyetinin" kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinlemenin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği,
Tüm bu bilgiler ışığında yapılan incelemede;
Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri uygulanırken karar tarihlerinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 135 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendindeki katalog suçlar arasında sayılan rüşvet suçunun işlendiği yönündeki tesadüfi görüşme kayıtlarına rastlanıldığında bu hususun Cumhuriyet başsavcılığına bildirilip bildirilmediği, bildirilmiş ise bildirilme şekli ve zamanı araştırılıp ilgili evrak aslının adli emanete aldırılması ile onaylı bir suretinin de dosya içerisine konularak kanıt değerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra, şayet bildirilmemiş ise ve rüşvet suçundan alınmış bir tedbir kararı da yoksa suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan devam eden tedbir kararlarına konu tape kayıtlarının rüşvet suçunda kullanılamayacağı ve suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği nazara alınarak, hukuka aykırı deliller dışlandığında, rüşvet suçunun anlaşma da dahil tüm unsurlarının oluşup oluşmadığı, rüşvet anlaşmasına varılıp varılmadığı ayrıca kaçak avlanmaya göz yumulması için rüşvet verdiği iddia olunan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e ait deniz araçları hakkında suç tarihi itibarıyla Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığına bağlı ...-5 Bot Komutanlığı tarafından idari işlem yapılıp yapılmadığının tespitiyle varsa bu evrak suretinin temin edilerek dosya arasına alınması, iddiada gösterilen delillerin ne şekilde kabul edildiği ya da reddedildiği hususlarına da yer verilerek karar yerinde denetime imkan verecek biçimde gerekçelerinin ortaya konulması gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendilerini vekille temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanıklar ... ve ... lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 14.10.2017 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısı, sanıklar ... ve ... müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Yasa'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası da gözetilerek CMUK'un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA 05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.