Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/2385 Esas, 2021/1066 Karar

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak atılı suçtan sanığın beraati

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A.İlk Derece

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2011/104 Esas, 2019/244 sayılı Kararı ile sanığın zincirleme basit zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına aynı Kanun'un 53/1-2-3. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

B.İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/2385 Esas, 2021/1066 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

1)Katılan ... vekilinin temyiz istemi; suçun sübut bulduğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

2)Katılan ... vekilinin temyiz istemi; sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluştuğuna, sanık hakkında kurulan beraat hükmünün bozulması istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılan firmanın finansal kiralama alacaklarının tahsili ve finansal kiralama konusu emtianın geri alınması ile ilgili işlemleri yerine getirmek üzere vekilliğini üstlenip, kira alacağı dosyalarını takip etmek üzere teslim aldığı ve aralarındaki 20.06.2008 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereği kiracılardan tahsil ettiği paraları şirketin Yapı ve Kredi Bankası Anadolu Yakası Şubesinde açılmış bulunan hesaplarına en geç tahsilat gününü takip eden iş günü içerisinde yatırmakla yükümlü olduğu halde 01.08.2008 ile 02.11.2009 tarihleri arasında çeşitli kiracılardan tahsil ettiği toplam 140.700 Türk Lirası ile 6.178 Avro'yu müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu gibi bu konuda katılan şirket tarafından Beyoğlu 48. Noterliğince düzenlenen 01.03.2010 tarih ve 52327 yevmiye sayılı işlemle keşide edilen ihtarnameye rağmen uhdesinde bulunan meblağı iade etmediği bu suretle de zimmet suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın aşamalardaki savunmasında, icra takip dosyaları için kendisine bir vekalet ücreti ödenmediğini, bu nedenle de uhdesinde kalan miktarı vekalet ücretine mahsuben iade etmediğini beyan ettiği, 11.11.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın avukatlık sözleşmesi kapsamında takip ettiği işler karşılığı 21.418 TL vekalet ücreti alacağına hak kazandığı, sanığın uhdesinde kalan miktar ile bu tutar arasındaki farkın mal edinildiği tüm dosya kapsamı itibarıyla sabit olmakla; sübut bulan eyleminin Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere sanık ile katılan firma arasındaki vekâlet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan firma tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de nazara alınarak, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi gereğince aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, dosya kapsamı ile uyuşmayan yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar vekillerininin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/2385 Esas, 2021/1066 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca bozma kararının içeriği doğrultusunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.02.2025 tarihinde karar verildi.

***