"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/357 Esas, 2016/422 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma, Türk Ticaret Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, idari para cezası verilmesine yer olmadığı, düşme
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Her ne kadar Tebliğname'de, ... vekilinin sanıklar hakkında kurulan hükümleri yasal süreden sonra temyiz ettiğinden bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmesi yönünde görüş belirtilmişse de, adı geçen Bakanlık vekilince sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edildiğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı, Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce yazılan 02.06.2021 tarihli yazının da temyiz dilekçesi niteliğinde olmadığı ve temyiz iradesi içermediğinden bu husus inceleme dışı bırakılmıştır.
Sanıklar hakkında Türk Ticaret Kanunu'na muhalefet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarında, suçlardan doğrudan zarar görmeyen şikayetçiler ..., ..., ... ve ...'ın davalara katılmasına yasal olanak bulunmadığından keza mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceğinden, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesine göre adı geçen şikayetçiler vekilinin anılan suçlardan verilen hükümlere ilişkin temyiz talebinin REDDİNE, başvurusunun kapsamına göre incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının tüm sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
A- Sanıklar hakkında Türk Ticaret Kanunu'na muhalefet eyleminden kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanıkların kooperatife ait defterleri usulüne uygun tutmadıkları şeklindeki isnadın suç tarihi itibarıyla 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 67/3. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, 6762 sayılı Kanun'un hükümden önce 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile ilga edilmesi üzerine de aynı Kanun'un 65 ve 562/1-d maddelerine göre idari para cezasına dönüştürüldüğü ve Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesindeki düzenleme gereğince karşılığında idari yaptırım uygulanması öngörülen haksızlığın kabahat olduğu, sanıklar hakkında uygulanabilecek idari para cezasının miktarına göre eylem tarihi ile inceleme günü arasında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) 20/2-c maddesinde öngörülen 3 yıllık soruşturma zamanaşımı süresinin gerçekleştiği ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5326 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince sanıklar hakkında ayrı ayrı İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B- Sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise:
Sanıklara yüklenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 2006 yılı ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.