Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2020/1194 Esas, 2021/321 Karar

SUÇLAR : Zincirleme biçimde basit zimmet

HÜKÜMLER : 1-Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.07.2019 tarihli ve 2018/166 Esas, 2019/353 sayılı Kararı ile; atılı suçtan beraat,

2-Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 11.02.2021 tarihli ve 2020/1194 Esas, 2021/321 sayılı Kararı ile; ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümlerinin kaldırılarak zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan ayrı ayrı mahkumiyet.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Dosya kapsamına göre sanık ... müdafiinin uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.03.2018 tarihli ve 2016/53290 Soruşturma, 2018/7949 Esas, 2018/925 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkraları uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2018/166 Esas, 2019/353 sayılı Kararı ile sanıkların atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraatlerine karar verilmiştir.

3.Katılan Hazine vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2020/1194 Esas, 2021/321 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince kurulan beraat hükümlerinin kaldırılarak sanık ...'in zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası karşılığı 3.740,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, sanık ...'nin zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanmaya yardım etme suçundan aynı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası karşılığı 1.860,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan Hazine vekilinin temyiz istemi, sanıkların eyleminin zimmet suçunu oluşturduğuna ve sanık ...'nin asli fail olarak cezalandırılması gerektiğine,

2.Katılan ... Bakanlığının temyiz dilekçesi, sanıkların zimmet suçundan cezalandırılmaları gerektiğine, bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulduğuna ve sanık ...'nin yardım eden olarak kabul edilerek cezasında indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,

3.Sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesi, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının doğru olduğuna, vakfın ve vakıftan yardım alan kişilerin zararı olmadığından görevi kötüye kullanma suçunun oluşmadığına, mahkeme kabulüne göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmama gerekçesinin yerinde olmadığına ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlar sebebiyle mahkumiyet hükmünün bozulması istemine,

4.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararına yönelik istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerektiği halde unsurları oluşmayan görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmesinin hatalı olduğuna, sanık ile arasında husumet bulunan tanıkların beyanlarına itibar edilemeyeceğine, vakıfça yapılan yardımlar hak sahibi kişilere ödendiğinden vakfın veya kişilerin zararının bulunmadığına, tanıkların şikayeti halinde sanığın sorumluluğunun bulunduğunu belirten bilirkişi raporuna dayanarak hakkında şikayet bulunmayan müvekkili hakkında mahkumiyet kararı verildiğine, mahkemenin kabulüne göre de şartları oluşmasına rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık ...'in ... başkanı olduğu, sanık ...'nin ise aynı yerde müdür olarak görev yaptığı, sanıkların vakfın yardım ettiği vatandaşların bir kısmına yapılan maddi yardımların belirli bir bölümünü kaymakamlık birimlerinin ihtiyaçlarında kullanılacağını belirterek geri aldıkları ve aldıkları bu paraları aynı zamanda kaymakam olan sanık ...'in ikametinde çalıştırılan hizmetlilere ödedikleri, bu suretle iştirak halinde zimmet suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; sanıkların vakfa ait paraları kullandıklarına ve üzerlerine atılı zimmet suçunu işlediklerine dair kesin ve inandırıcı bir delil edilemediğinden beraatlerine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde, tanıkların tutarlı beyanlarına göre Vakıftan ödenen paraların bir kısmının geri istenerek Kaymakamlığın kitap ve kırtasiye gibi bazı ihtiyaçlarının alınmasında kullanılmış olması şeklinde gerçekleşen ve hak sahiplerinin mağduriyetlerine neden olan eylemlerin, sanıklardan ... ... yönünden zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, diğer sanık ...'nin ise sanık ...'un eylemine yardım eden sıfatı ile iştirak ettiği kabul edilerek ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarının kaldırılmasına ve zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve bu suça yardım etme suçlarından mahkumiyetlerine hükmedildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 230 uncu maddelerinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, katılanı, Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler sonucunda mahkemenin ulaştığı kanaatin, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması kurallarına da uyulmak suretiyle iddianamede anlatılan her bir eylem yönünden suç vasfının ve sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiği, iddianame konusu olan Demre Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca hak sahiplerine ödenen paraların bir kısmının geri alınarak vakıf başkanı ve aynı zamanda kaymakam olan sanık ...'in evinde çalışan kişilere ödendiği isnadı Bölge Adliye Mahkemesince sabit görülmediği halde hangi hak sahibinden ne miktarda para alındığı ve kamu yararına hangi iş için kullanıldığı delillerle karar yerinde açıklanmadan alınan paraların kaymakamlığın kitap ve kırtasiye gibi bir kısım ihtiyaçlarında kullanıldığı belirtilerek mevcut delillerle ilişkilendirme yapılmadan gerekçesiz şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,

Kabule göre de;

Sanıkların kişilikleri olumlu değerlendirilerek haklarında verilen kısa süreli hapis cezası 5237 sayııl Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre adli para cezasına çevrilmesine ve takdiri indirim hükmü uygulanmasına rağmen bu kabullerle çelişki oluşturacak şekilde yeniden suç işlemeyeceklerine dair kanaatin oluşmadığı ayrıca kişi mağduriyetine sebep olduklarından bahisle atılı suçu işledikleri kabul edilmesine ve sanıklar tarafından giderilebilecek maddi bir zarar bulunmadığı halde zararın giderilmediği şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle haklarında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmaması,

Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar vekilleri ile sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2020/1194 Esas, 2021/321 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek aynı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.11.2023 tarihinde karar verildi.

***