"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2009/147 Esas, 2011/50 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine
SUÇLAR : Rüşvet alma, rüşvet verme, taksirle orman yangınına sebebiyet verme, yalan tanıklığa azmettirme, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜMLER : Sanıklardan ... hakkında taksirle orman yangınına sebebiyet verme suçundan beraat, ... hakkında yalan tanıklığa azmettirme suçundan açılan kamu davasında değişen suç vasfına göre iftiraya azmettirme, taksirle orman yangınına sebebiyet verme ve rüşvet verme suçlarından, ... hakkında rüşvet alma ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... hakkında rüşvet vermeye yardım etme suçundan mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri, sanık ... ve müdafi, katılan ve suçtan zarar gören vekilleri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve bu suçlardan kurulan hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu
'nun değişiklik öncesindeki 18/2. maddesi uyarınca başvuru tarihinde anılan suçlar yönünden müdahil sıfatını kazandığına ancak taksirle orman yangınına sebebiyet verme, yalan tanıklığa azmettirmeden dönüşen iftiraya azmettirme ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından açılan kamu davalarında katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle bahse konu suçlardan kurulan hükümleri temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılan Hazinenin vekili aracılığı ile bu suçlardan kurulan hükümler yönünden vaki temyiz isteminin ve tayin olunan cezaların ayrı ayrı miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin sanıklar ... ve ... haklarında rüşvet verme ve bu suça yardım etme, ... hakkında rüşvet alma suçlarından kurulan mahkumiyet, katılan ...Orman İşletme Müdürlüğü vekilinin sanıklar ... ve ... haklarında taksirle orman yangınına sebebiyet verme suçundan kurulan mahkumiyet ve beraat, müdafiilerinin müvekkilleri ..., ... ve ..., ... ve müdafiinin bu sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine, O yer Cumhuriyet savcısının ise rüşvet suçu ile bağlantılı olarak verilen müsadere kararına yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1) Sanık ... hakkında taksirle orman yangınına sebebiyet verme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa isnat edilen taksirle orman yangınına sebebiyet verme suçunun 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 110/3. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-e maddesinde belirtilen 15 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 17.04.2008 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından hükmün, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2) Sanıklardan ... hakkında rüşvet alma ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... hakkında rüşvet verme, taksirle orman yangınına sebebiyet verme ve yalan tanıklığa azmettirmeden dönüşen iftiraya azmettirme, ... hakkında rüşvet verme suçuna yardım etmeden verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına dair hüküm fıkralarında yasaklılık sürelerine ilişkin "3" ibaresinden sonra "yıl" ibaresine yer verilmemesi mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak değerlendirilmiş, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunmuş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklardan ... hakkında rüşvet alma, ... hakkında rüşvet verme suçlarından ve ... hakkında rüşvet suçuna yardım etmeden kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Usulüne uygun olarak el konulmayan, rüşvete konu paranın 5237 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin ve sanıklar ..., ..., ... müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca rüşvet suçundan kurulan hükümlerin BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının (9) numaralı bendinin hüküm fıkrasından tümden çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK, delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklardan ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... hakkında taksirle orman yangınına sebebiyet verme ve yalan tanıklığa azmettirmeden dönüşen iftiraya azmettirmeden verilen mahkumiyet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen sanıklar ... ve ... müdafileri ile katılan ...Orman İşletme Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin DOĞRUDAN ONANMASINA,
3) Sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Suç tarihinde ...Orman İşletme Müdürlüğünde orman muhafaza memuru olarak görev yapan sanığın, bu ilam ile hakkındaki mahkumiyet kararı onanarak kesinleşen sanık ... ile birlikte 18.07.2007 tarihli zabıt varakasını sahte olarak düzenlemek suretiyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında; sanığın, aşamalardaki tutarlı olan savunmalarında, ilgili tutanağı ...'ın yazıp kendisi tarafından imzalandığını, İmamoğlu Orman İşletme Şefliğine tayin olduktan kısa bir süre sonra yangının çıktığını, bölgedeki insanları tanımadığından bilgi toplayamadığını, yangının geniş bir alana yayıldığını, olay yerinde hiç bir delile rastlamadığını, bu nedenle "Yangının çıkış sebebi olarak herhangi bir ipucuna rastlanmadı." ibaresini içeren tutanağı imzaladığını belirtmesi, diğer sanıkların aşamalardaki savunmalarında ve tanık beyanlarında, sanığın olayların gelişim süreci içerisinde yer aldığına dair her hangi bir bilginin bulunmaması karşısında, sanığın ...'ın fiiline iştirak ettiğine dair, savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gözetilerek, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereğince beraati yerine, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi hak yoksunluğu uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasında yasaklılık süresine ilişkin "3" ibaresinden sonra "yıl" ibaresine yer verilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ... ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.