Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2018/324 Esas, 2021/41 Karar

KATILANLAR : ..., ...

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma, hizmet nedeniyle

güveni kötüye kullanma

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği nazara alındığında; İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.09.2023 tarihinde kesinleşen 2013/435 Esas, 2021/303 sayılı Kararı ile Kadıköy 4. Noterliğince düzenlenen 04.11.1998 tarihli ve 86124 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnameye istinaden, murise ait hesaplarda bulunan bakiye miktarın 1/2'sinin Türkiye Spastik Çocuklar Vakfına, 1/2'sinin ise Bizim Lösemili Çocuklar Vakfına ödenmesine karar verilmiş olması nedeniyle ... ve ...'ın sanığa isnat olunan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmedikleri, kamu davasına katılma ve verilen hükümleri temyiz etme hakları olmadığı gibi mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereğince sanık hakkında bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmakla, vekillerinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılanlar vekilinin sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanığa isnat edilen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık aslî dava zamanaşımı süresine tabî olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 12.05.2015 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***