"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1674 Esas, 2019/1576 Karar
SUÇ : Zimmet, güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : İlk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle sanıklardan ... hakkında zincirleme basit zimmet; ... hakkında da zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, katılan ... vekilinin sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü; sanıklar müdafiilerinin sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.04.2018 tarihli ve 2015/13 Esas, 2018/165 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında basit kullanma zimmeti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1-3, 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3-5. maddesi gereğince hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 155/2, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk Lirası kısa süreli hapis cezasından çevrilen adli para cezası ve doğrudan verilen 80,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Katılan vekili ile sanıklar müdafiilerinin istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin duruşma açarak yaptığı inceleme neticesinde 27.06.2019 tarihli ve 2018/1674 Esas, 2019/1576 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle sanık ... hakkında zincirleme basit temellük zimmeti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 43/1, 62/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3-5. maddesi gereğince hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 155/2, 43/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; sanığın PTT'de şoför olarak çalışıp para tahsil etme görevi olmadığından yüklenen eylemlerin güveni kötüye kullanma suçuna vücut verdiğine, sanığın eyleminin kullanma zimmeti açısından değerlendirilmesi gerektiğine, her bir sanığın hangi miktardan sorumlu olduğunun belirtilmediği bilirkişi raporu hükme esas alınarak eksik inceleme ve araştırma yapıldığına, zimmet suçundan uygulama yapılırken değer azlığının nazara alınmadığına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine,
Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; sanığın tahsil ettiği bedelleri kurum veznesine gecikmeli de olsa aktardığına, uhdesinde para bulunmadığına, devlet memuru olmayan ve para tahsil görevi bulunmayan sanığın kurum parasını zimmetine geçirmediğine, kararın bozulmasına ve sanığın beraat etmesi lüzumuna,
Katılan ... vekilinin temyiz istemi; sanık ...'in ifa ettiği hizmet bakımından kamu görevlisi sıfatını kazandığına, dolayısıyla zimmet suçundan cezalandırılması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesinin uygulanmasının aynı Kanun'un 51/2. maddesi gereğince idarenin zararının giderilmesi koşuluna tabi tutulması gerektiği hususu gözetilmeden hüküm kurulduğuna ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine,
İlişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
PTT Genel Müdürlüğü Mali Sorumluluk ve Kasa İşlemleri Yönergesi Eki Mali Sorumlu Personel Listesinin 6 numaralı bendinde; dağıtıcılar ile posta, koli, kurye ve kargo servislerinde bizzat nakit alıp veren personelin de mali sorumlu olduğunun belirtildiği, sanık ...'nın kargo işleme merkez müdürlerinin sözlü talimatı ve İstanbul Anadolu Yakası Posta İşleme ve Dağıtım Başmüdürünün bilgisi dahilinde kargo ücretlerinin tahsilatı ile görevlendirildiğinin anlaşılması karşısında, anılan yönerge uyarınca kargo servislerinde bizzat nakit alıp veren personel niteliğinde olduğundan mali sorumluluğunun bulunduğu nazara alındığında tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
PTT İstanbul Anadolu Yakası Kargo İşleme Merkez Müdürlüğü memuru sanık ...’nın Kargo İşleme Merkez Müdürlerinin sözlü talimatı ve İstanbul Anadolu Yakası Posta İşleme ve Dağıtım Başmüdürü'nün bilgisi dahilinde kargo kabulü ile kargo ücretlerinin tahsilatında çalıştığı, diğer sanık ...'in ise iş akdine bağlı olarak PTT'ye hizmet veren şirket elemanı olduğu, sanıkların toplu kargo ve kurye postaları gönderen Akpa Pazarlama firmasından nakden tahsil ettikleri paraları merkez veznesine yatırmayıp, bir süre uhdelerinde tuttuktan sonra kendi kartları veya başkalarından temin ettikleri kartlar ile PTT'nin Point Of Sale (POS) cihazından ödeme yaparak ya da nakit şeklinde merkez veznesine ödeme yaparak kapatmaya çalıştıkları, sanıklardan ... tarafından tahsil edildiği halde zamanında vezneye yatırılmayan miktarın 74.581,15 TL, ... tarafından tahsil edilip zamanında vezneye yatırılmayan miktarın ise 27.281,19 TL olduğu, daha sonra sanıkların nakit ya da kredi kartı ile 95.916,92 TL'yi PTT hesaplarına intikal ettirdikleri, vezne görevlileri tarafından nakit ödemelerin belgelendirilmemesi nedeniyle eksik olan 5.945,42 TL'nin kimin uhdesinde kaldığının bilirkişiler tarafından tespit edilemediği, bu durumda sanık ... tarafından zamanında vezneye yatırılmayan ancak daha sonra PTT hesaplarına intikal ettirilen tahsil işlemlerinde, sanık ...'in eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 247/3. maddesinde düzenlenen kullanma zimmeti suçu niteliğinde olduğu, kullanma zimmetinde suçun konusunu geçici süreyle kullanılıp iade edilen paradan elde edilen nema oluşturduğundan, "nema miktarı" bilirkişiye hesaplattırılıp, sonucuna göre adı geçen sanığın hukukî durumunun ve 5237 sayılı Kanun'un 249. maddesinin uygulanma koşullarının var olup olmadığının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Keza taşeron şirket çalışanı ...'in de, zamanında vezneye yatırılmayan ancak daha sonra PTT hesaplarına intikal ettirilen tahsil işlemlerinde, kurumun zararını giderdiği kabulü ile, kovuşturma başlamadan önce etkin pişmanlıkta bulunduğu değerlendirilerek, 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesi gereğince cezasının indirilmesi gerektiği gibi açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılması lüzumu gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayini,
Sanık ... hakkında hükmedilen 5 tam gün adli para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında 4 gün olarak belirtilmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereğince hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanıklardan ... yönünden kazanılmış hakkı saklı tutularak, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. madde ve fıkraları gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.02.2025 tarihinde karar verildi.