Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/2180 E., 2019/1638 K.

SUÇ : Zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince zincirleme olarak basit zimmet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.10.2017 tarihli ve 2017/130 Esas, 2017/296 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 43/1 ve 248/1. maddeleri gereği 3 yıl 4 ay hapis cezası ile; nitelikli dolandırıcılık suçundan ise 158/1-d,i, 43/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

2.İlk derece mahkemesince verilen kararların sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2018/2180 Esas, 2019/1638 sayılı Kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve zimmet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına, sanığın eylemlerinin kül halinde zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 247/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık ve müdafiinin temyiz istemi, suç işleme kastı olmadığına, katılan ile aralarında hukuki ihtilaf bulunduğuna, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Katılan vekilinin temyiz istemi, sanığın, sözleşmenin feshinden sonra gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan da cezalandırılması gerektiğine yöneliktir.

III. GEREKÇE

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın alacaklı olan katılanın vekili sıfatıyla yürüttüğü icra takipleri sırasında tahsil ettiği meblağları müvekkiline vermeyerek uhdesinde tutması şeklindeki eylemlerinin sübutu halinde kül olarak 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253/1-b maddesine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

IV. KARAR

Başkaca yönleri incelenmeyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.09.2019 tarihli kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.10.2024 tarihinde karar verildi.

***