"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/152 Esas, 2021/163 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : Sanığa yönelik isnadın sübutu halinde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğinden bahisle zamanaşımı nedeniyle düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa yönelik isnadın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247. maddesi kapsamında zimmet olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu suçun anılan maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-d ve 67/4. maddeleri gereğince 22 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, hüküm tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmadığı ve yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerektiği nazara alındığında; 04.04.2011 tarihli hazırlık savunmasında kısmen toplanan su ve elektrik paralarını yeni seçilen muhtara teslim ettiğini belirten sanığın, kovuşturma aşamasındaki savunmasında yeni muhtara nakit teslim etmediğini belirterek çelişkiye düştüğü, 26.05.2009 tarihli devir teslim tutanağında, devredilen su alacağının ve TEDAŞ'a borcun bulunmadığı kayıt altına alındığı halde ödenmeyen borçlar nedeniyle su pompasının elektriğinin kapatıldığının anlaşıldığı, bozma sonrası alınan 27.07.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda, suç dönemine ilişkin evrak tam olmadığından tahsil edilen para miktarının tespitinin mümkün olmadığı bildirilmekle birlikte mevcut makbuz koçanlarına göre 2005 yılında 13.699,72 TL tahsilat yapıldığı halde 2005 yılı köy bütçesinde 4.238,00 TL olarak gösterildiği, aradaki fark olan 9.461,72 TL'nin sanığın uhdesinde kaldığı yine 2006 yılında 11.856,82 TL tahsil edildiği halde 2006 yılı köy bütçesinde tahsilat gösterilmediği, bu miktarın da sanığın uhdesinde kaldığı, böylelikle toplamda 21.318,54 TL su parası tahsilatının sanık tarafından mal edinildiğinin bildirildiği, diğer yandan sanık tarafından sunulan 49 kişilik borçlu listesinde yer alan kişilerden tanık olarak beyanlarına başvurulabilen kişilerden 20 tanesinin su borçlarını ödediklerini ancak makbuz sunamadıklarını beyan ettikleri, söz konusu bilirkişi raporunda yer verilen, makbuzları sunulmadığından tahsilatların yapıldığının somut olarak ortaya konulamadığı yönündeki görüşün isabetli olmadığı, tarafsız tanık konumundaki bu kişilerin beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, böylelikle zimmet suçunun sübut bulduğu gözetilerek, ilgili elektrik idaresinden suç dönemine ilişkin ödeme miktarının sorulmasından sonra dosyanın bahse konu raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii ile mevcut evraka göre toplanan paraları, ödeme yaptıklarını belirtip makbuz sunamayan kişilerin ödedikleri miktarları ve elektrik idaresine ödenen meblağı karşılaştırmak suretiyle sanığın uhdesinde kalan miktarı belirleyen ek rapor alınması sonrasında sanığın zimmet suçundan cezalandırılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeler sonucu fiilleri görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmek suretiyle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.