"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/4088 Esas, 2019/4292 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın katılanlar Hazine ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma ... vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanığa isnat edilen zimmet suçundan doğrudan zarar görmeyen ... Bakanlığının kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2018/228 Esas, 2019/211 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereği beraatine hükmedilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2019/4088 Esas, 2019/4292 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz istemi; dosyada bilirkişi raporu aldırılmadan karar verildiğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine yöneliktir.
Katılan ... vekilinin temyiz istemi; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
İzmir Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın alacaklı katılanlar vekili sıfatıyla, borçlular Bornova Belediye Başkanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı hakkında İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2009/17597, 2009/17598 ve 2009/17599 ve aynı yer 2. İcra Müdürlüğünün 2012/1762 ve 2012/1763 sayılı dosyaları üzerinden yürüttüğü icra takipleri sırasında, takiplere konu alacakları tahsil ettiği hâlde, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarı uhdesinde tuttuğu iddiasıyla zimmet suçundan açılan kamu davasında, İlk Derece Mahkemesince, tarafların vekalet ücreti alacağına ilişkin Tüketici Mahkemelerinde karşılıklı olarak açtıkları davalarda aldırılan bilirkişi raporlarında, hangi tarafın borçlu hangi tarafın alacaklı olduğu belirlenemeyerek davaların sonuçlandırılamadığı, bu hukuki ihtilafın çözüm yerinin hukuk mahkemeleri olduğundan bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını uhdesinde bulundurduğunun sabit olması halinde, sübut bulan eyleminin Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253/1. maddesinin (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, sanığın katılanlar adına takip ettiği tüm dava ve işler tespit edilip dosyaları getirtilerek toplam vekalet ücreti alacağı ve masrafları tespit edilmek suretiyle uhdesinde para kalıp kalmadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi raporu alınmasının ardından tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeler ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
1)Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle ... vekilinin vaki temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2)Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle hükümde katılan ... vekili ile katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.07.2024 tarihinde karar verildi.