Logo

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/1099 Esas, 2018/2200 Karar

...

...

SUÇLAR : Kullanma zimmeti, nitelikli zimmet, icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : 1) Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2018 tarihli ve 2017/1 Esas, 2018/48 sayılı Kararı ile; sanıklar hakkında atılı suçlardan beraat,

2) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 31.10.2018 tarihli ve 2018/1099 Esas, 2018/2200 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi.

...

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 31.10.2018 tarihli ve 2018/1099 Esas, 2018/2200 sayılı Kararının, katılan ve suçtan zarar gören vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

19.12.2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Islah Amaçlı Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 88 inci maddesi delaletiyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun (1163 sayılı Kanun) Ek 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Islah Amaçlı Yetiştirici Birliklerinin yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile memurları hakkında görevlerine ilişkin olarak işledikleri suçlardan dolayı açılan kamu davalarına katılma hakkı olduğu ancak bölge adliye mahkemesince, sanıklar hakkında icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat kararlarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi gereğince kesin nitelikte olduğu ve temyizi kabil nitelikte olmadığı, öte yandan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklara isnat edilen icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkı olmadığı, bu itibarla anılan suçlardan kurulan hükümlere yönelik Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığı vekillerinin temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Kanun'un 7417 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi ile değişik 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığının anılan suç yönünden temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2017 tarihli ve 2013/610 Soruşturma, 2017/122 Esas, 2017/18 numaralı İddianamesiyle sanıklar ... ve ... hakkında kullanma zimmeti ve nitelikli temellük zimmeti suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2018 tarihli ve 2017/1 Esas, 2018/48 sayılı Kararı ile sanıkların unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereği ayrı ayrı beraatlerine hükmedilmiştir.

3. Katılanlar Hazine ve ... vekillerinin istinaf talebi üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 31.10.2018 tarihli ve 2018/1099 Esas, 2018/2200 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılanlar Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığı vekillerinin temyiz istemleri, sanıkların üzerlerine atılı zimmet suçunu işlediklerine, beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olarak verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanıklardan ...'in 30.03.2007 ile 27.09.2011 tarihleri arasında ... yönetim kurulu başkanı, ...'in de yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, görev süreleri boyunca ...'in 572.205,57 TL, ...'ın 55.815,49 TL avans çektikleri, geri ödemeleri avansın verilme amacına uygun olmayan şekilde uzun vadede yaptıkları ve parayı uhdelerinde bulundurdukları, görev sürelerinin sona ermesinden sonra aldıkları avansları kapattıkları ve bu suretle kullanma zimmeti suçunu işledikleri, sipariş avansları hesabında ... isimli şahıs adına alacak kaydı görünen 20.000,00 TL'yi sanıkların adı geçenden kooperatif adına elden borç aldıklarını ve karşılığında kooperatif çeki verdiklerini savunmalarına ve ...'nun da bu hususu doğrulamasına rağmen alınan paranın kooperatif işleri için kullandığına dair kanıtlayıcı belge sunamadıklarından hileli hareketleri ile söz konusu miktarı zimmetlerine geçirdikleri iddiasıyla cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince, kooperatif hesaplarında bir açık bulunmadığı ve ...'ya verilen çek ile ilgili isnadın muhasebe hatası niteliğinde olduğu, avanslar yönünden ise birlik ana sözleşmesinde avans işlemleri hakkında düzenleyici bir hükmün olmadığı, yönetim kurulu tarafından da alınmış bir karar bulunmadığı, bu haliyle yönetim kurulu başkanı ve üyenin takdir hakkının bulunduğu ve eylemlerinin 5234 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesindeki belirlenen hakkın kullanılması kapsamında olduğu kabul edilerek 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanıkların beraatlerine hükmolunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince, sanıkların aşamalarda değişmeyen savunmaları ve tüm dosya kapsamı ile sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen; atılı suçlarda manevi unsurun oluşmadığına ilişkin mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

IV. GEREKÇE

Sanıkların aldıkları avansları uzunca bir süre iade etmedikleri ve birlik çeki karşılığı ...'dan alınan borç parayı birlik hesabına kaydetmedikleri gibi bahse konu paraları birlik giderleri için kullandıklarına dair belgede sunmadıkları ve avansların iddia edilen sürelerde, borç alınan paranın da halen uhdelerinde kaldığının tüm dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğu, haklarında zimmet isnadı ile kamu davası açılmış ise de görev yaptıkları Birliğin konusu itibarıyla suç tarihi öncesinde 10.03.2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu'na tabi olduğu, damızlık hayvan yetiştiriciliği birlikleri hayvansal ürün üretmek amacıyla kurulmadıklarından bu birlikler hakkında 06.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu hükümlerinin, bu kanunun kapsamı da dikkate alındığında uygulanmasına imkan bulunmadığı, öte yandan 17.02.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6589 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi değiştirilmeden önce ise söz konusu damızlık hayvan yetiştiriciliği birliğinin statüsünün 5996 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasına göre organizasyon şeklinde tanımlandığı, ancak söz konusu Kanun'un 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 20.03.2013 tarihli, 2012/76 Esas ve 2013/44 sayılı Kararında belirtilen ''... bu birliklerin kuruluşu, sona ermesi, temsili, yönetimi, fiil ehliyetini nasıl kullanacağı, tüzel kişiliğinin bulunup bulunmayacağı, haklara ve borçlara ehil olup olmayacağı konularında kanunla temel kurallar belirlenmeden bu hususların düzenlenmesi maddenin (15) numaralı fıkrasında yürütmenin düzenleyici işlemine bırakılması, anılan hususlarda kanun koyucunun yasal düzenleme yapmayıp bu hususların düzenlenmesini yürütmenin düzenleyici işlemine bırakması yasama yetkisinin devri sonucunu doğurduğu gibi yasal çerçevesi çizilmemiş alanda idareye her an değiştirilebilir nitelikte hukuksal tasarruflarda bulunma yetkisinin verilmiş olmasının hukuki belirlilik ilkesini de zedelemesi, hukukumuzda kendine özgü amaçları gerçekleştirmek için kanunla kurulan ve nitelikleri özel kanunlarında gösterilen “birlik” isimli yapılar bulunmakta ise de bu yapılarla ilgili genel bir yasal düzenleme bulunmadığından, kurala konu birliklerin hukuki statülerine ilişkin temel hususların belirli olduğunu söylemeye olanak bulunmadığı...'' şeklindeki gerekçelerle iptaline karar verildiği ve bu kararın 07.11.2014 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında da 5996 sayılı Kanun'da 17.02.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ancak 07.11.2014 tarihinden itibaren geçerli olan 6589 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak damızlık hayvan yetiştiriciliği birliklerinin yapısının yeniden düzenlendiği ve bu Kanun ile damızlık hayvan yetiştiriciliği birliğinin yönetim kurulu üyelerinin birliğin paraları üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılacaklarına dair hükmün 6589 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile 5996 sayılı Kanun'a 10/E fıkrası olarak eklendiği, suç tarihinin de bu tarihlerden önce olması karşısında, damızlık hayvan yetiştiriciliği birliğinin tabi olduğu 08.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Islah Amaçlı Hayvan Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 71 inci maddesinde ''Birlik ve Merkez Birliği hakkında, Kanun ve bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde ve vergi mevzuatı açısından 24.04.1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uygulanır'' şeklinde bir düzenleme bulunsa da 5237 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü de nazara alındığında suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağından sanıkların kamu görevlisi gibi cezalandırılmasının mümkün bulunmadığı, bu nedenle suç tarihi itibarıyla zimmet suçunun oluşmadığının kabulü gerektiği ancak damızlık hayvan yetiştiriciliği birliğinin mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak tevdi edilen Kırklareli İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğine ait paralar üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında kendilerinin yararına olarak tasarrufta bulunmak şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması yerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

V.KARAR

1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle, sanıklar hakkında icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığı vekillerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,

2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 31.10.2018 tarihli ve 2018/1099 Esas, 2018/2200 sayılı Kararına yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.09.2023 tarihinde karar verildi.

***