"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/670 E., 2021/2579 K.
SUÇLAR : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma (4 kez)
HÜKÜMLER : 1.Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2013/80 Esas, 2020/230 sayılı Kararı ile ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 4 kez mahkumiyet,
2.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 07.10.2021 tarihli ve 2021/670 Esas, 2021/2579 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddi.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.01.2013 tarihli ve 2013/652 Soruşturma, 2013/225 Esas, 2013/32; 27.02.2014 tarihli ve 2014/3546 Soruşturma, 2014/1346 Esas, 2014/125; 11.04.2014 tarihli ve 2014/6342 Soruşturma, 2014/2394 Esas, 2014/224; 22.08.2013 tarihli ve 2013/14762 Soruşturma, 2013/5446 Esas, 2013/455 numaralı İddianameleriyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararları verilmesi talep edilmiştir.
2.Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2013 tarihli ve 2013/17 Esas, 2013/10 sayılı Kararı; Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.05.2014 tarihli ve 2014/66 Esas, 2014/163 sayılı Kararı; Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2014 tarihli ve 2014/162 Esas, 2014/224 sayılı Kararı; Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2013 tarihli ve 2013/95 Esas, 2013/27 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan ayrı ayrı olmak üzere birer kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yargılamasının yapılması için 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2013/80 Esas, 2020/230 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4 kez 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
4.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2021/670 Esas, 2021/2579 sayılı Kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması ve sanığın aynı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi hususları aleyhe temyiz olmadığından eleştiri konusu yapılarak, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin yerinde olmadığından bahisle hükümlerin onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz nedenleri, ilk derece mahkemesince verilen kararlarda, şikayetçi ...'un zarara uğramadığı, katılanlardan ... ile sanık arasında vekalet ilişkisinin doğduğuna dair delil bulunmadığı, ...'a karşı eyleminde kusurunun bulunmadığı, ...'e yönelik katılanın iddiasını kanıtlayan delil bulunmadığı ve verilen hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Kocaeli Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılan ...'ün boşandığı eşi aleyhine "Tazminat ve Nafaka" davası açmak üzere, Kocaeli 6. Noterliğince düzenlenen 11.02.2008 tarihli ve 3347 yevmiye sayılı vekâletname ile şikâyetçinin vekilliğini üstlendiği, vekâlet ücreti ve masraflar karşılığında 9.000 Türk lirası aldığı hâlde, herhangi bir işlem yapmadığı,
2.Katılan ... lehine, ... ile Türkiye Vakıflar Bankası Anonim Ortaklığı aleyhine "Tazminat" davası açmak üzere, Kocaeli 6. Noterliğince düzenlenen 08.10.2012 tarihli, 28590 yevmiye sayılı vekâletname ile katılanın vekilliğini üstlenip, vekâlet ücreti ve masraflar karşılığında 5.000 Türk lirası aldığı hâlde, herhangi bir işlem yapmadığı,
3.Mağdur ...'un lehine Kocaeli İş Mahkemesinde alacak davası açmak üzere Kocaeli 6. Noterliğince düzenlenen 10.09.2008 tarihli ve 10566 yevmiye sayılı vekâletname ile adı geçenin vekilliğini üstlenerek, masraflar karşılığında 450,00 Türk lirası aldığı hâlde herhangi bir işlem yapmadığı,
4.Katılan ... lehine, ... aleyhine 11.000 TL tutarındaki senet bedelinin tahsili amacıyla gerekli işlemleri yerine getirmek üzere Kocaeli 6. Noterliğince düzenlenen 11.01.2012 tarihli ve 01263 yevmiye sayılı vekaletname ile vekilliğini üstlenerek, 2.600 Türk Lirası masraf ve vekalet ücreti aldığı halde, herhangi bir işlem yapmadığı,
İddialarıyla açılan kamu davalarında, Mahkemece; sanığın eylemlerinin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek ayrı ayrı mahkumiyetine hükmedilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, mağdur ve katılanlara yönelik eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı halde 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm kurulması ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanarak atılı suçu işlediği halde 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından eleştirilerek ve İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda isabetsizlik görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A.Sanık hakkında şikayetçi ... ile katılanlar ... ve ...'a yönelik ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı ve İlk Derece Mahkemesince eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrasına uyduğuna dair eleştirisi isabetli olmamakla birlikte sonuca etkili görülmemiştir.
B.Sanık hakkında katılan ...'e yönelik ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde
Katılanın, boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi üzerine eski eşine yönelik nafaka ve tazminat isteğine ilişkin sanık ile dava açması hususunda anlaşmalarına rağmen sanığın gereğine tevessül etmediği somut olayda; ... 12. Aile Mahkemesinin 2007/107 Esas, 2007/12 sayılı Kararı ile katılanın boşanmasına hükmolunduğu, bu kararın 01.02.2008 tarihinde kesinleştiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 178 inci maddesinde zikredilen "Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar" hükmü gereğince katılanın dava açma hakkının 01.02.2009 tarihinde sona erdiği, dolayısıyla suç tarihinin de 01.02.2009 olduğu kabul edilmiştir.
1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Dosya kapsamına nazaran 01.02.2009 olan suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar, durma süreleri eklendiğinde dahi 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
A.Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2021/670 Esas, 2021/2579 sayılı Kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
B.Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2021/670 Esas, 2021/2579 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında katılan ...'e yönelik eylemi nedeniyle açılan kamu davasının aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.11.2023 tarihinde karar verildi.