"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit kullanma zimmeti
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle basit temellük zimmeti suçundan mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.07.2006 tarihli ve 2006/168 Soruşturma, 2006/502 Esas, 2006/94 numaralı İddianamesiyle; sanık hakkında basit kullanma zimmeti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 248 inci maddesinin birinci fıkrası ve 249 uncu maddesi uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2007 tarihli ve 2006/197 Esas, 2007/92 sayılı Kararı ile; sanık hakkında basit temellük zimmeti suçundan 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin birinci fıkrası ve 249 uncu maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.
3. Bahse konu kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 29.09.2009 tarihli ve 2008/14622 Esas, 2009/10532 sayılı Kararı ile; hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562 nci maddesinin birinci fıkrası ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve on dördüncü fıkrasında yer alan soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suç olma şartının kaldırılması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde değerlendirilmesi amacıyla mahkumiyet kararının sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına hükmedilmiştir.
4. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde 08.12.2009 tarihli ve 2009/237 Esas, 2009/241 sayılı Kararı ile; sanık hakkında basit temellük zimmeti suçundan 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin birinci fıkrası, 249 uncu ve 62 nci maddeleri uyarınca 11 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına hükmedilmiş, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca hükmün açıklanması geri bırakılmıştır.
5. Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbarı sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde hüküm açıklanarak temyiz incelemesine konu karar ile; sanık hakkında basit temellük zimmeti suçundan 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin birinci fıkrası, 249 uncu ve 62 nci maddeleri uyarınca 11 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, temyiz incelemesinde resen nazara alınacak sair nedenlere ilişkindir.
III. GEREKÇE
Daha önce sanık hakkında basit temellük zimmeti suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip denetimli serbestlik tedbiri belirlendiği, sanığın denetim süresi içinde işlemiş olduğu hakaret suçundan kurulan hükmün kesinleşmesinden sonra ihbar üzerine mahkemece dosyanın yeniden ele alınarak sanığın diyecekleri sorulup sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, “gelmemesi halinde önceki savunmasıyla yetinilerek hükmün açıklanacağı” ihtarını içermeyen ve uygulama olanağı bulunmayan “5271 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkında yakalama emri düzenlenebileceğine, 176 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gelmemesi halinde zorla getirileceğine ve 206 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca delillerin ortaya konulmasına başlanacağına” ilişkin meşruhatlı çağrı kağıdı çıkarılarak duruşmaya gelmeyen sanığın yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması suretiyle savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Hükmün açıklanması sonucu verilen kararın Yargıtay incelemesine tabi ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı gözetilerek, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası, 223 üncü maddesi, 230 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine aykırı davranılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, mahkemenin hükmü açıklayacağı belirtilmiştir. Öte yandan, kararın kesinleşmesi yoklukta verilenlerin yöntemince tebliğinden, huzurda verilenlerin de usulünce tefhiminden itibaren yasada öngörülen sürede kanun yoluna başvurulmaması ya da başvurulup reddedilmesi durumunda mümkün olacaktır. Bu açıklamalar ışığında, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmemiş ise denetim süresi başlamayacak ve sanığın denetim süresi içinde suç işlediğinden de bahsedilemeyecektir.
Sanık hakkında işlediği iddia olunan basit kullanma zimmeti suçundan açılan kamu davasında Elmalı Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen 08.12.2009 tarihli ve 2009/237 Esas, 2009/241 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kararın suçtan zarar gören Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığına tebliğ edilmeksizin 16.12.2009 tarihinde kesinleştirilmesini müteakip sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğine ilişkin ihbarda bulunulması üzerine temyiz incelemesine konu 17.11.2015 tarihli hüküm kurulmuştur.
3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan 17 nci ve 18 inci maddelerine göre zimmet suçunun zarar göreni olan ve davaya katılma hakkı bulunan Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığının 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca Elmalı Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.12.2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara itiraz haklarının bulunduğu ancak Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığına tebliğ edilmediğinden sanık hakkındaki anılan kararın kesinleşmediği, bu kararın kesinleşmemesi nedeniyle de denetim süresinin başlamadığı ve denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahisle hükmün açıklanma koşullarının da bulunmadığı dikkate alınmadan ihbar üzerine sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hüküm, açıklanan bu nedenlerle hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2015 tarihli ve 2015/163 Esas, 2015/230 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden esası incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.