Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2016/9 Esas, 2016/188 Karar

KATILANLAR : ..., İçişleri Bakanlığı

SUÇ : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği

HÜKÜM : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan beraat, zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının kamu davasına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, sanığın tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun'un 318. maddesi gereği REDDİNE, temyiz dilekçelerinin içeriğine göre incelemenin sanığın zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ve katılan İçişleri Bakanlığı vekilinin ise zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:.

Yüklenen zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53. maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna karar verilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247. maddesinin birinci fıkrası uyarınca alt sınırdan temel ceza tayin edilirken anılan Yasa ve maddenin 1. fıkrasına aykırı şekilde "5 yıl" yerine "4 yıl" yazılması,

Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesinde yer alan "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir" biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren katılan İçişleri Bakanlığı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, katılan İçişleri Bakanlığı vekilinin ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "Kendisini vekille temsil ettiren katılan İçişleri Bakanlığı için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 3.600 TL'nin sanıktan alınarak katılan İçişleri Bakanlığına verilmesine," ibaresinin eklenmesi ile hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin temel cezaya ilişkin ilk parağrafının "Sanık ...'nın üzerine atılı zimmet suçu sabit olduğundan, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 247/1. maddesi gereğince suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş şekli dikkate alınarak takdiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına," şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 15.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***