Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2012/245 Esas, 2016/19 Karar

SUÇLAR : Rüşvet alma (sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında), rüşvet verme (diğer sanıklar hakkında), infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma (tüm sanıklar hakkında)

HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma), beraat (diğer sanıklar hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma, tüm sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan açılan kamu davalarında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve bu suçtan kurulan hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi gereğince Adalet Bakanlığının başvuru tarihinde anılan suçtan katılan sıfatını kazandığına ancak Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 237. maddesine göre diğer sanıklara isnat olunan rüşvet verme ve tüm sanıklara isnat olunan infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçlarından doğrudan zarar görmeyen Adalet Bakanlığının kamu davalarına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, bu suçlar yönünden ayrıca sanık ...'ın 12.04.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hakkındaki mahkumiyet hükmünü 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesinde belirlenen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 20.04.2016 tarihli dilekçeyle temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma, katılan ... vekilinin sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma suçlarından kurulan beraat, sanık ... müdafiinin müvekkili, sanıklar ... ve ...'in haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1) Sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan kurulan beraat, ..., ... ve ... hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile ... hakkında her iki suçtan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;

Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden; Yüklenen suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıklar hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 297/1. fıkrası uyarınca cezalandırılmalarına karar verildiği halde hüküm fıkrasında uygulama maddesinin hatalı olarak 297/2. gösterilmiş olması mahallinde giderilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri ile delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan, sanık ... hakkında her iki suçtan verilen beraat hükümleri eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin, sanık ... müdafiinin ve sanıklar ... ile ...'in temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;

Sanıklara yüklenen eyleme mümas suçun 5237 sayılı Kanun'un 297/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, 2010 yılı olan suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***