"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/217 Esas, 2015/443 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine
SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet (sanık ... hak.), denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma (diğer sanıklar hak.)
HÜKÜM : Mahkumiyet (sanık ... hak.), beraat (diğer sanıklar hak.)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, düşme, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanık ... hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve bu sanık hakkındaki hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde anılan suç yönünden müdahil sıfatını kazandığına ancak sanıklar ... ve ... haklarında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan açılan kamu davalarında katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle bahse konu suçtan kurulan hükümleri temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılan Hazinenin vekili aracılığı ile bu suç yönünden vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, Hazine vekilinin 25.12.2020 havale tarihli dilekçesinin vekalet ücreti talebine yönelik olduğu, sanık ... aleyhine temyiz iradesi içermediği, diğer yandan kovuşturma aşamasında kamu davasına katılma isteminde bulunmayan ve katılmasına karar verilmeyen Hazine yararına kanun yolu muhakemesinde vekalet ücretine hükmolunmasına yasal olanak bulunmadığı nazara alınarak başvurularının kapsamına göre incelemenin müdafiin sanık ... hakkında verilen hükme yönelik vekalet ücretine hasren, katılan PTT Genel Müdürlüğü vekilinin ise tüm hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1-Sanıklar ... ve ... hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 251/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde yazılı 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 26.06.2012 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin dolduğu anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
2-Sanık ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanık hakkında hükmolunacak ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası sonucu cezanın 8 yıl 16 ay 15 gün yerine 9 yıl 4 ay 15 gün hapis olarak belirlenmesi sonuç ceza miktarının doğru hesaplanması karşısında sonuca etkili bulunmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yüklenen zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında, aynı Kanun ve maddenin beşinci fıkrası gereği hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan PTT Genel Müdürlüğü yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan PTT Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 3 numaralı bendine; "5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle zimmet suçunu işleyen sanık ...'nin aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 3 yıl 10 ay 26 gün süreyle yasaklanmasına," ve "Katılan PTT Genel Müdürlüğü kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 3.600,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan PTT Genel Müdürlüğüne verilmesine," ibarelerinin ilave edilmesi suretiyle eleştirilen husus dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.