Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2019/173 Esas, 2020/513 Karar

SUÇ : Zimmet, görevi kötüye kullanma, denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme

HÜKÜM : 1-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında zimmet suçundan mahkumiyet,

2-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet,

3-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçundan mahkumiyet,

4-Sanıklardan ... hakkında zimmete yardım etme, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma, ... hakkında görevi kötüye kullanma ve denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçlarından beraat.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Katılan ... vekilinin temyiz isteminin sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümleri ile ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik vekalet ücretine hasren olduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1-Sanık ... hakkında zimmete yardım etme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

2-Sanık ...'nin hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne, katılan bakanlık vekilinin ise sanıklar ... hakkında değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma ve denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme ile ... ve ... hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik vekalet ücretine hasren temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Mal edinilen miktarın farklı zamanlarda zimmete geçirildiğine ilişkin tespit bulunmaması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek tebliğnamedeki bu yönde bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, suç tarihinde S.S. Bozbük Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi başkanı olarak görev yapan sanık ...'nin 31.12.2009 tarihli bilanço kayıtlarında yer almasına rağmen kooperatifin deposunda bulunmadığı tespit edilen 33.462,90 TL'lik yem ve 5.668,68 TL'lik gübreyi satıp bedelini uhdesinde bulundurduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın yönetimi devraldığı 2002 yılında depoda gübrelerin olmadığını, kendi döneminde gübre ticareti yapılmadığını, açığın o zamandan geldiğini, yemlerin ise satıldığını savunduğu, yemin satılması halinde gelirinin kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmesi gerektiği nazara alındığında yem yönünden zimmet eyleminin sabit olduğu, buna karşılık gübre bedelinin zimmet miktarına dahil edilemeyeceği ancak gübre bedeli dışında zimmete geçirilen bakiye miktarın değer azlığı kapsamında kalmaması gözetildiğinde anılan hatalı kabul sonuca etkili görülmemiş, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık ... hakkında, aynı Kanun’un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması yerine bu maddedeki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması sonucu doğuracak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde süre belirtilmeksizin “hükmolunan ceza süresi kadar hak ve yetkilerinin kullanılmasının yasaklanmasına” karar verilmesi,

Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen, kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine karar verilmemesi,

Kanuna aykırı, katılan ... vekilinin ve sanık ...'nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin 7. paragrafında yer alan 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın, mahkemenin takdir ve uygulaması da gözetilerek, “Suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık ...'nin aynı Kanun’un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, 5 yıl süreyle bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına,” şeklinde değiştirilmesi ve hüküm fıkrasının 6 numaralı bendine "Katılan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 6.810,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklar ..., ..., ... ve ...'dan alınarak adı geçen katılana verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3-Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma, ... hakkında görevi kötüye kullanma ve denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçlarından verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanıkların oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bu hususa dair bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Sanıklardan ..., ... ve ...'ın oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen görevi kötüye kullanma, ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e isnat olunan görevi kötüye kullanma ile ...'a atılı görevi kötüye kullanma ve denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçlarının 5237 sayılı Kanun'un 257/1, 257/2 ve 251/2. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihleri olan 2007, 2008, 2009 ve 2010 yılları ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun’un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

4-Sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Sanıkların savunmalarına ve dosya kapsamına nazaran kooperatifin parasal işlerinin sanık başkan ... tarafından yürütüldüğü, sanıklar ... ve ...'ın müsnet suça iştirak ettiklerine dair savunmalarının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve mahkumiyetlerine yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatleri yerine, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" şeklinde yer alan düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu nazara alındığında, 05.01.2012 tarihli ve 2012/64 Esas sayılı iddianamede; yem ve gübre bedellerinin mal edinilmesi eylemi ile ilgili olarak sanık ... hakkında açılmış bir dava bulunmadığı ve bu hususta dava da açtırılmadığı halde, yargılamaya devamla bahse konu fiile ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesine aykırı davranılması,

Kabule göre de;

5237 sayılı Kanun'un 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanıklar hakkında, aynı Kanun’un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması yerine bu maddedeki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması sonucu doğuracak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde süre belirtilmeksizin “hükmolunan ceza süresi kadar hak ve yetkilerinin kullanılmasının yasaklanmasına” hükmolunması,

Sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen, kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine karar verilmemesi,

Kanuna aykırı, katılan ... vekili ile sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***