Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/40 Esas, 2016/65 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine

SUÇLAR : Rüşvet alma, rüşvet verme

HÜKÜMLER : Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ceza verilmesine yer olmadığına, ... (5 kez), ..., ..., ... ve ... hakkında mahkumiyet

TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, sanıklar ..., ..., ... ve ..., suçtan zarar gören vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. maddesi uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek yapılan incelemede;

1) Gerekçeli kararın gerekçe bölümünde (I), (II) ve (III) numaralı başlıklar kapsamında yer verilen olaylarla ilgili olarak sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümler ile (I) numaralı başlık kapsamında yer verilen olayla ilgili olarak sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Delillerle iddia ve savunma duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan kurulan mahkumiyet hükmü ile gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin ve sanık ...'in temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2) Gerekçeli kararın gerekçe bölümünde (I), (II), (III), (IV) ve (V) numaralı başlıklar kapsamında yer verilen olaylarla ilgili olarak sanık ..., (IV) ve (V) numaralı başlıklar kapsamında yer verilen olaylar ile ilgili olarak sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkında gerekçeli kararın gerekçe bölümünde yer verilen (I), (II) ve (III) numaralı olaylara ilişkin kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Ceza yargılamasının en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi olup, bu kapsamda sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesi için suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilmesi ve sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin mutlaka sanık yararına değerlendirilmesi gerektiği hususları da nazara alındığında; tanık olarak beyanı alınan ...'ın hayatın olağan akışına uygun olmayan ve gelişim süreci itibariyle de yan delillerle desteklenmeyen beyanı dışında mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanıklar ... ve ... hakkında beraat kararları verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile uyuşmayan yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesi,

Sanıklardan ... hakkında rüşvet verdiği, ... hakkında ise rüşvet verilmesine aracılık ettiği, ...'in ise rüşvet aldığı kabulüyle mahkumiyetlerine karar verilmişse de rüşvet suçunun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, bu anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olmasının zorunlu olduğu, sanıklar ... ve ...'ın tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmemeleri sanık ...'ın ise mahkemece mahkumiyet hükmüne gerekçe olarak gösterilen Savcılık aşamasında gerek tanık sıfatıyla, gerekse sanık sıfatıyla alınan beyanlarında dahi rüşvet anlaşmasını kabul etmeyerek parayı borç olarak verdiğini ifade etmesi, bir diğer ifadesinde parayı babasının verdiğini belirtmesi mesaj içeriğinden de anlaşmaya dair bir açıklık bulunmaması karşısında taraflar arasında rüşvet anlaşmasının var olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar ..., ... ve ...'in atılı suçlardan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi,

Kabule göre de;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında belirtildiği üzere, rüşvet suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun "Millete ve Devlete Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, aksinin kabulü halinde, somut olaylarda olduğu gibi hükmolunacak sonuç ceza miktarları göz önünde bulundurulduğunda, 5237 sayılı Kanun'un "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3. maddesinin gerekçesinde, "Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir." şeklinde açıklanmış olan ölçülülük ilkesine aykırı davranılmış olunacağı gözetilerek, sanık ... hakkında tek hüküm kurulup zincirleme suç nedeniyle aynı Kanun'un 43. maddesi uygulanmak suretiyle artırım yapılarak ceza belirlenmesi yerine, (5) kez rüşvet alma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,

Trafik tim komutanı olup, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 114/1. maddesinde belirtilen suç veya ceza tutanağını tanzim görevi bulunan sanık ... hakkında aynı Kanun'un Ek 11. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan yürütülen herhangi bir soruşturma yok iken önce tanık olarak dinlendiği sırada rızası dahilinde alınan cep telefonundaki mesaj içeriklerine ulaşılıp ardından şüpheli olarak beyanına başvurulması karşısında, rüşvet suçu henüz resmi makamlarca öğrenilmeden, olayın ortaya çıkmasını sağladığı ve bu sebeple hakkında 5237 sayılı Kanun'un 254/1. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilmemesi,

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete'nin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin, sanıklar ..., ... ile ...'ın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***