Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/260 Esas, 2016/291 Karar

SUÇLAR: Edimin ifasına fesat karıştırma, özel belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanık hakkında özel belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen ... Belediye Başkanlığının kamu davasına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekilinin anılan suçlardan verilen hükümlere yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan vekilinin sanık hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Suça konu edimin hizmet işlerine ilişkin olması nedeniyle sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 236/2-e maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ancak 5237 sayılı Kanun'un 236. maddesinde edimin ifasına fesat karıştırma halleri kanun koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmış olup, maddede sayılan seçimlik hareketlerin ya da faillik durumunun genişletilmesinin anılan Kanun'un 2. maddesindeki kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinde bir kuşku bulunmadığından, her ne kadar bir kısım öğretide özgü suç olarak kabul edilmese de madde metni gerekçesiyle birlikte incelendiğinde; 2. fıkranın “a” ve “b” bentlerinde yüklenici konumundaki kişiler ve temsilcileri ile edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri, “c”, “d” ve “e” bentlerinde ise edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri suçun faili olabileceğinden dolayısıyla söz konusu suçun özel faillik niteliği taşıyan kimselerce işlenebileceğinde bir tereddüt bulunmadığının kabulü gerektiğinden, 5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olan ve aynı Kanun'un 236/2-e maddesi uyarınca edimin ifası sürecinde görev alan kamu görevlisi tarafından işlenebilen edimin ifasına fesat karıştırma suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alındığında; kabul işlemlerini yapan kamu görevlileri hakkında açılan kamu davası bulunmaması karşısında, faili bulunmayan suça şerikliğin mümkün olmadığı gözetilerek, kamu görevlisi olmayan sanığın unsurları oluşmayan edimin ifasına fesat karıştırma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken aynı Kanunun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***