"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/351 Esas, 2016/200 Karar
Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi
SUÇ : Zincirleme basit zimmet
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Bu kabul, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal ve vazgeçilemez sonucudur.
Yukarıda belirtilen usullere aykırı olarak düzenlenen iddianamenin gerek on beş günlük süre içinde iade edilmeyerek gerekse de kabulüyle artık kovuşturma aşamasına geçilmiş olması hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacak ve davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlali yönünde haklı bir sebep oluşturmayacaktır. Böyle bir durumda usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davasından bahsedilemeyeceğinden mahkemece hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilecek ve bu hususta gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet başsavcılığına ihbarda bulunulacak, usulüne uygun bir kamu davası açılması halinde yargılama faaliyeti gerçekleştirilerek yapılacak değerlendirme sonucunda CMK’nın 223. maddesi uyarınca bir hüküm tesis edilecektir.
Tüm bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede; Hendek Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2009 tarihli ve 2009/323 Esas numaralı iddianamesinde, sanık hakkında, görevi kötüye kullanma eylemi anlatılarak dava açıldığı, sübutu kabul edilen zimmet eylemlerinden dava açılmadığı gibi zimmet suçuna ilişkin bir anlatımın da bulunmadığı, keza söz konusu suçtan görevsizlik kararı verilmesinin iddianamede anlatılmayan bir eylem için dava açıldığının kabulü anlamına gelmeyeceği anlaşıldığından, usulüne uygun açılmış bir dava olmamasına rağmen sanık hakkında zimmet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
Hükmün gerekçe kısmında, sanığın 2003 ve 2005 tarihlerinde "zincirleme zimmet" suçunu işlediğinin sübuta erdiği kabul edildiği halde, hüküm fıkrasında yalnızca 2003 yılında işlediği kabul edilen eylemlerden cezalandırılıp, 2005 yılında işlediği kabul edilen eylemden beraatine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması,
Sanığın 2003 tarihli eylemlerinin sübut bulduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine hükmedilmiş ise de, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 202/1, 80. maddeleri ile daha sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 247/1, 43. maddeleri ayrı ayrı tatbik edilerek sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiği nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan Kooperatif vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.