Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2008/225 Esas, 2013/478 Karar

SUÇLAR: Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme, özel belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, edimin ifasına fesat karıştırma ve bu suça azmettirme, ihmali ve icrai davranışlarla görevi kötüye kullanma, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

HÜKÜMLER : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından beraat, diğer suçlardan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçlarından açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün katılma hakkı bulunmamakla, bu suçlardan kurulan hükümleri temyiz yetkisinin olmadığı gözetilerek, vekilinin söz konusu hükümlere yönelik temyiz istemi ile sanık ... müdafiinin 27.12.2013 tarihinde tefhim edilen hükmü bir haftalık yasal süreden sonra 26.02.2014 tarihinde temyiz etmiş olduğu anlaşılmakla, temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna azmettirme, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma ile kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme, ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik ile suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümlere, katılan vekilinin ayrıca sanıklar ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan kurulan hükümlere, sanıklar ... ve ... müdafiinin ise kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna azmettirmeden verilen beraat hükümlerine ilişkin vekalet ücretine hasren vaki temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma, sanık ... hakkında ise icrai davranışla görevi kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;

Edimin ifasına fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasında sanıkların eylemlerinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 362/1. maddesindeki suçu oluşturduğundan bahisle gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının düşürülmesine karar verilmiş ise de; suça konu isnadın sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı yönünden lehe hükümler içeren 765 sayılı Kanun'un 504/7. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, anılan suçun aynı Kanun'un 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 2003 yılı Haziran ayı ile hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, bu husus sonuca etkili bulunmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca düşmesi yerine düşürülmesine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, katılan vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkralarının 2-3-4-7-8-9 ve 13. bentlerinde yer alan "düşürülmesine" ibarelerinin "düşmesine" şeklinde değiştirilmesi suretiyle eleştirilen husus dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirme, sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, sanık ... hakkında ise ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;

Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ye isnat olunan kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve bu suça azmettirmenin, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı yönünden lehe hükümler içeren 765 sayılı Kanun'un 339/1. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturacağı, bu suçun anılan kanun maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 15 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, diğer yandan sanık ...'e isnat olunan ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı yönünden lehe hükümler içeren 765 sayılı Kanun'un 230/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 2003 yılı Haziran ayı ile hüküm tarihi arasında bu suçlar yönünden ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği, keza sanık ...'ın üzerine atılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da cezasının üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-d maddesinde belirtilen 15 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, bu suç için zamanaşımını kesen son işlem olan 06.11.2008 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince adı geçen sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***