"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/234 Esas, 2018/1484 Karar
SUÇ : Zincirleme olarak basit zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince atılı suçlardan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak zincirleme nitelikli zimmet suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2016 tarihli ve 2014/571 Esas, 2016/599 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine hükmolunmuştur.
2.Sanık ve katılan vekilinin istinaf talepleri üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2017/234 Esas, 2018/1484 sayılı Kararı ile İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümleri kaldırılarak, sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, hatalı delil değerlendirmesi yapıldığına, maddelerin uygulanma gerekçelerinin yazılmadığına, mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, zimmet suçundan ayrı olarak görevi kötüye kullanma suçunun da oluştuğuna, Türk Ceza Kanunu'nun 247. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasının yasaya aykırılık teşkil ettiğine, mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine ve sair hususlara yöneliktir.
III. GEREKÇE
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paranın teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan ... ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155. maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasının ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2017/234 Esas, 2018/1484 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. madde ve fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.05.2024 tarihinde karar verildi.