"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/137 Esas, 2014/208 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine
SUÇ : İcbar suretiyle irtikap
HÜKÜM : İcbar suretiyle irtikaba teşebbüs suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre icbar suretiyle irtikap suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekilinin 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce katılma talebini içerir dilekçe sunması karşısında, 3628 sayılı Yasa’nın değişiklik öncesindeki 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, Hazine vekilinin 18.04.2017 havale tarihli dilekçesinin hükmün onanmasına ilişkin olduğu ve aleyhe temyiz iradesi içermediği nazara alınarak, incelemenin dilekçelerinin içeriklerine nazaran sanık müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Mahkumiyet hükmüne yönelik aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Suç tarihinde Kırıkhan ilçesi Güzelce Jandarma Karakol Komutanı olarak görev yapan sanığın, katılana üzerinde yakınına ait banka hesap numarası ve kendisine ait kaşenin basılı olduğu kağıdı vererek belirtilen hesaba para yatırması halinde tarlasına ve aile mezarlığına sahip çıkacağını söyleyerek irtikap suçunu işlediği iddia ve kabul edilen somut olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, olayın oluş şekline göre; sanığın istikrarlı savunmalarında, katılanın köyde bulunan aile mezarlığına zarar verildiğinden bahisle şikayetçi olması üzerine olay yerinde tespit yapılarak yasal işlemlerin başlatıldığını, iddia edildiği gibi ne kendi adına ne de yakını adına para istediğini beyan ettiği, katılanın iddia ettiği irtikap eyleminin 20.05.2012 tarihinde gerçekleşmesine rağmen 01.08.2012 tarihinde şikayetçi olduğu, irtikap suçunu işleme kastı ile hareket edecek olan sanığın yeğenine ait banka hesap numarasının yazılı olduğu belgeyi katılana vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi katılanın, sanık tarafından verildiği iddia olunan hesaba da herhangi bir para göndermediği hususları hep birlikte nazara alındığında, somut olayda yüklenen suçun işlendiğine dair savunmanın aksine delil bulunmadığı gibi fiilin varlığının kabulü halinde dahi yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışın bulunmadığı, bu itibarla cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilerek sanığın atılı suçtan beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasa'nın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği hususunda sanığa ihtarat yapılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.