"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/508 Esas, 2017/511 Karar
SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, İçişleri Bakanlığının rüşvet verme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediği, bu itibarla İçişleri Bakanlığının bahsi geçen suçtan açılan kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkı olmadığından sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davasında Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanıklar ... ile ... hakkında bu suçtan açılan kamu davalarında kurulan hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesi gereği katılan Hazine vekilinin tüm hükümleri, katılan ... vekilinin ise rüşvet alma suçundan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesi gereğince ... vekilinin rüşvet verme suçu dışındaki temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1.Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2016 tarihli ve 2016/230 Esas, 2016/271 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından, ayrı ayrı beraat kararları verilmiştir.
2.Katılan Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 06.03.2017 tarihli ve 2017/508 Esas, 2018/511 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun sanıklar ... ve ... yönünden esastan reddine, sanık ... hakkında verilen beraat kararına ilişkin olarak ise hükmün ceza verilmesine yer olmadığına şeklinde değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekillerinin temyiz istemleri, sanıkların üzerlerine atılı suçların sübut bulduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden
İlk Derece Mahkemesine ait hüküm fıkrasında 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e madde-fıkra ve bendine yer verilmeyerek aynı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılmış ise de anılan noksanlık sonuca etkili görülmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır.
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların eleştirilen husus dışında usul ve kanuna uygun olması karşısında yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Suç tarihinde Silivri Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliğinde trafik polisi olarak görev yapan ... ve ...’nin, ...’nın kullanımındaki aracı durdurarak rüşvet istedikleri, bu durumu kameraya almak isteyen tanık ...'un elinden cep telefonunu alıp video kaydı olup olmadığını kontrol ettikten sonra telefonu geri verdikleri, ...'nın tanık ...'den 50,00 TL alarak sanık polis memurlarına verdiği iddiasıyla açılan kamu davasında, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmünün, Bölge Adliye Mahkemesince, sanık ...'nın resmi makamlarca durum öğrenilmeden önce yanında bulunan ve olayın tanığı olan arkadaşı vasıtasıyla şikayet edilmesini sağlamak suretiyle suçu ortaya çıkardığından bahisle kaldırılarak, rüşvet verme suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; ...'nın aşamalarda isnat edilen suçu inkar etmesi, polis memuru sanıkların içerisinde bulunduğu ekip aracına ait GPS kayıtlarına göre ekip aracının suç tarih ve saatlerinde herhangi bir duraklama yapmadığının anlaşılması ile tanık ...’un soruşturma aşamasında sanık polis memurlarını teşhis edemediği gibi yapılan duruşmalar sırasında da tanıklar ... ve ...’in sanık polis memurlarını teşhis edememeleri karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraati yerine, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
IV. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle ... vekilinin sanık ... yönünden vaki temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Sanıklar ... ile ... hakkında kurulan hükümler yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 06.03.2017 tarihli ve 2017/508 Esas, 2017/511 sayılı Kararında katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
3.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle katılan Hazine vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 06.03.2017 tarihli ve 2017/508 Esas, 2017/511 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereğince, Bölge Adliye Mehkemesine ait kararın 6. paragrafının "Yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiği sabit olmadığı için İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi gereğince katılan vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE," şeklinde değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.