"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/133 E., 2021/56 K.
KATILANLAR : Hazine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
SUÇ : Rüşvet alma (sanıklar ... ve ....), rüşvet verme (diğer sanıklar hak.)
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklardan ...'ın hükümden sonra 26.03.2021 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, keza 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği, kamu görevlisi sanıklar ... ve ...'ın yaptıkları rüşvet anlaşması kapsamında görevlerinin gereklerine aykırı hareket ettiklerinin saptanamadığı nazara alındığında, suç tarihine göre atılı rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarının unsurları itibarıyla oluşmayacağı, öte yandan suç tarihinin iddianamede suç unsuru olduğu değerlendirilen 369 no'lu tapeye dayanak görüşmenin yapıldığı 24.04.2012 tarihi olarak kabulünün gerektiği, kamu görevlisi olan sanıklar ... ve ...'ın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanıkların eylemlerinin ise özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme suçunu oluşturacağı ve bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e, 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında durma süreleri eklendiğinde dahi 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu tespit edildiğinden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanık ... hakkındaki kamu davasının ölüm, diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının da zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.