"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/232 Esas, 2017/55 Karar
SUÇ : Zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Katılan sanık ... hakkında zincirleme nitelikli dolandırıcılık, sanık ... hakkında zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma, sanık ... hakkında zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik ile icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Hazinenin, sanıklardan ...'a yüklenen resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık, ...'a isnat edilen görevi kötüye kullanma ile ...'ın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden bahse konu suçlardan açılan kamu davalarına katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekili aracılığıyla yapmış olduğu temyiz isteminin anılan sanıklar ve suçları yönünden 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılan Hazine vekilinin, sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet, katılan ... vekilinin, sanıklardan ... hakkında görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık, ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet ile müdafiilerinin müvekkilleri olan sanıklar ... ve ... hakkında, sanık ...'ın da kendisi hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklardan ... hakkında zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma, ... hakkında resmi belgede zincirleme sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklardan ...'a yüklenen zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu ile ...'a yüklenen resmi belgede zincirleme sahtecilik suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 204/1. maddelerinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihleri ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanıklardan ... hakkında zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçları ile ... hakkında zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Suç tarihinde Sancaklı Bozköy Belediye Başkanı olan sanık ...'un belediyeye ait bordür parke taşı imalathanesini gerçek bir ihale ve kira sözleşmesi olmaksızın göstermelik olarak yapılan ihale ve kira sözleşmesi ile diğer sanık ...'ın yetkilisi olduğu ...İnş. Ltd. Şirketine kiraya vermesi, bu imalathaneye ait giderlerin Belediye bütçesinden ödenmesi, imalathanenin fiilen sanık ... tarafından yönetilmesi, burada üretilen malların Sancaklı Bozköy Belediyesi, kamu kurum ve kuruluşları ile üçüncü şahıslara satışının yapılması, yapılan bu işlemlerden bir kısmında ...İnş. Ltd. Şti. adına fatura düzenlenmesi, sanık ... tarafından BELDES'ten ve fatura düzenlenen şirketlerden tahsil edilen bu paraların sanık ...'a iade edilmesi, bunun yanı sıra sanık ...'un Belediye Mali İşler Müdürü ... tarafından düzenlenen ve ...'a iletilmesi için verilen çekleri sahte ciro ile tanıklar ... ve Feyzullah Demir vasıtası ile tahsil ettirmesi, belediyeye ait kiraz satış yerleri ile parke taşı bedellerini tanıklar ..., ..., ....... ...... ... ve ...'dan tahsil ederek Belediye kayıtlarına geçirmeyerek mal edinmesi şeklinde gerçekleşen eylemleri nedeniyle sanıklardan ... hakkında zincirleme şekilde basit zimmet ve nitelikli dolandırıcılık ile ... hakkında nitelikli dolandırıcılığa yardım etme suçundan açılan davada, Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen sanıklardan Alim'in eylemleri zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını, ...'ın eylemleri de zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; sanık ...'ın BELDES'ten tahsil ettiği 86.000,00 TL'nin sanık ...'a verildiğinin, sanık ...'in sahte olarak düzenlenen çek bedellerini belediye personelince tahsil edildikten sonra personelden kendisinin aldığının anlaşılması ve sanık ...'in aşamalardaki savunmalarında bordür parke taşı imalathanesinde çalışan personelin maaşını ödediğini ayrıca imalathanenin borcu bulunan şirketlere ödeme yaptığını beyan etmesi karşısında, zimmet miktarının belirlenmesi bakımından, sanık ...'in BELDES'ten alınan 86.000,00 TL'nin, sahte olarak keşide edilen çek bedellerinin, imalathaneden parke taşı alan ve kiraz yeri satış bedeli ödeyen tanıkların makbuzsuz olarak elden ödedikleri toplam meblağın ve belediye muhasebe kayıtlarına geçirilmeyen gelir veya gider kalemlerinin tespitine çalışılması, belediye bünyesinde çalıştığını söyleyen ancak ...Şirketinde sigortalı olarak görünen tanıklar ile belediye başkanına elden kiraz yeri satış parası ve kilitli parke taşı bedeli ödeyen tanıkların beyanları da göz önünde bulundurularak, dosyanın kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdii ile sanık ...'un uhdesinde belediyeye ait para bulunup bulunmadığını belirleyen bilirkişi raporu alınması sonrasında sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçları 5237 sayılı Kanun'un 53/1-(a) maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında, dolandırıcılık suçu yönünden; anılan bentteki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması yerine sadece belediye başkanlığı görevinden yasaklanması ile yasaklılık süresinin infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm fıkrasında gösterilmemesi, görevi kötüye kullanma suçu bakımından ise; 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereği hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Kanuna aykırı, katılanlar vekilleri ve sanık ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.