Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Anamur Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2014 tarihli ve 2013/1433 Soruşturma, 2014/445 Esas, 2014/245 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2015 tarihli ve 2014/663 Esas, 2015/159 sayılı Kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı olarak 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanıkların temyiz sebepleri suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, ek savunma alınmadan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasından hüküm kurulmasına ve şartları oluştuğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Bozyazı ilçesi Gürlevik mahallesi 20K-2-B pafta, 199 ada ve 1 numaralı parsel üzerinde bulunan ve ... üzerine tescilli olan yapının zemin katının, inşaat ruhsat talebi ekinde aplikasyon krokisi ve imar durum belgesinin bulunmamasına rağmen inşaat ruhsatının verilmiş olması, mimari proje eki yapı vaziyet planına aykırı bir şekilde ters vaziyette yapılmış olması, diğer katların ise yanlış olan zemin katı üzerine inşa edilmesi, parselin kuzeyindeki yol seviyesinin altında kalan ... katta üzerinde bulunan balkonun altı boş kalması gerekirken inşaat alanının içine alınması, ... kattaki banyo ve yatak odasının kuzeyi boş kalması gerekirken inşaat alanının içerisine alınması, parselin kuzeyinden geçen yola binanın (A) harfi ile gösterilen kuzey-doğu köşesi 4,10 m., (B) harfi ile gösterilen köşesi 1,99 m., (C) harfi ile gösterilen köşesi 2,36m., (D) harfi ile gösterilen köşesi 2,57 m., (E) harfi ile gösterilen köşesi 3,45m., (F) harfi ile gösterilen köşesi 1,53 m., (G) harfi ile gösterilen kuzey-batı köşesi parsel sınırına yani yola sıfır olması ve binanın bu hali ile kuzey cephesinin 5 m. çekme mesafesine uymaması, bu aykırılıklara rağmen sanık olan kamu görevlilerinin 10.12.2010 tarihli yapı ruhsatını düzenlemiş ve soruşturma aşamasında binanın durumundan haberdar olmaları, aynı zamanda bina inşaat aşamasında iken belediye görevlilerinin inşaatı kontrol etmemeleri, binanın var olan ruhsata uygun hale getirilmesini sağlamak yerine parsel bazında uygulama imar planı değişikliği yapmak sureti ile imar planına aykırı olan yapının imara uygun hale getirilmesi ve bu nedenle sanıkların Bozyazı Uygulama İmar Planına, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 22 nci maddesine ve Planlı Alanlar İmar Tip Yönetmeliğinin 57 nci maddesine aykırı hareket etmiş olmaları, sanıkların bu eylemleri sebebiyle görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek suretiyle yapı sahibi ... lehine haksız bir menfaat sağladıkları ve 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri kabul edilerek sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Hükümden önce 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin bir ve ikinci fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükümleri gözetildiğinde; sanık hakkında ceza miktarı yönünden açıkça lehe olan hükümlerin uygulanmış olması karşısında lehe aleyhe yasa değerlendirmesi yapılmadan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin değişiklik sonrası halinin tüm hükümleriyle uygulanarak hükümler kurulması bozma nedeni sayılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Suç tarihi 10.12.2010 olmasına karşın gerekçeli karar başlığında 2011 olarak gösterilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine muhalefet edilmesi,

Sanıkların 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 22 nci ve Planlı Alanlar İmar Tip Yönetmeliğinin 57 nci maddelerine aykırı olarak aplikasyon krokisi ve imar durum belgesi bulunmayan taşınmaz için gerekli şartları taşımadığı halde 10.12.2010 tarihli yapı ruhsatını düzenlemek şeklinde gerçekleştirdikleri eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu tüm dosya içeriğinden anlaşıldığı halde aynı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması,

İddianamede sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması talep edildiği halde, ek savunma hakkı tanınmadan anılan Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine aykırı davranılması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında 53 üncü maddenin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemek üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hükmün yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden ve temyize konu bu dosyadaki suç tarihinin anılan düzenlemenin yürürlük tarihi ile sanıklar hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleşmesinden önce olmasına göre, suç tarihi itibarıyla geçmiş hükümlülüğü bulunmayan sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde belirtilen diğer koşullar yönünden denetime imkan verecek şekilde değerlendirme yapılması gerekirken, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediklerinden bahisle 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair kararlar verilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2015 tarihli ve 2014/663 Esas, 2015/159 sayılı Kararına yönelik sanıkların temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2023 tarihinde karar verildi.

***