Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/113 Esas, 2015/560 Karar

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.01.2015 tarihli ve 2014/5411 Soruşturma, 2015/179 Esas, 2015/160 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2015 tarihli ve 2015/113 Esas, 2015/560 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri

Suçun maddi unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'daki lehe olan düzenlemelerin uygulanmadığına, hakkaniyete aykırı olarak hapis cezasında alt sınırdan uzaklaşıldığına, usul ve yasaya aykırı olarak bu kararın verildiğine ve beraat kararı verilmesi gerektiğine yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde Taşucu Gümrük Müdürlüğü bünyesinde gümrük muhafaza memuru olan sanığın, binek oto kontrol - depo ölçümüyle görevlendirilmiş olduğu ve bu süre zarfında limana gelen birçok aracın muafiyet fazlası akaryakıt miktarının ölçümünde ve hesaplanmasında gerekli özeni göstermeyerek araç sürücülerine az tutarda vergi cezaları yazıp, kişilere haksız kazanç sağlayıp kamunun zararına sebep olarak üzerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın eyleminin sübuta erdiği kabulüyle bu suçtan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 230 uncu maddelerinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre Yargıtayın gerekçe üzerinde tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddianame ve savunma anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın hangi gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak kurulacak hükümlerin gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ve bunların nitelendirilmesinin yapılması ayrıca görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için objektif cezalandırma şartı olan "kişilerin mağduriyetine" veya "kamunun zararına neden olma" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlama" koşullarından birisinin de mevcut olması gerektiği gözetildiğinde tüm isnatlar yönünden objektif cezalandırma koşullarının ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken hükmün gerekçe kısmında sanığın eylemini ihmali suretle gerçekleştirdiğinden bahsedilip daha sonra hüküm kısmında çelişkiye düşülerek icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, gerekçesiz olarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

Kabule göre de;

Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin 1 inci fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden "Suçun işlenişindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, kastın ağırlığı nazara alınarak" şeklindeki maddede yazılı ibarelerin soyut tekrarıyla yetinilip teşdiden hüküm kurulmak suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine aykırı davranılması,

5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca, sanık ...'ın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama süresindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususları içeren takdiri indirim hükmünün sanık hakkında uygulanma olanağı bulunup bulunmadığı karar yerinde tartışılıp gösterilmeden, gerekçeden yoksun biçimde verilen cezada takdiri indirim yapılmasına ve keza suç tarihi itibarıyla geçmiş hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci ve 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde belirtilen diğer koşullar yönünden denetime imkan verecek şekilde değerlendirme yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle bahsi geçen kanun maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2015 tarihli ve 2015/113 Esas, 2015/560 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.10.2023 tarihinde karar verildi.

***