Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2013/484 Esas, 2015/696 Karar

SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2013 tarihli ve 2013/37525 Soruşturma, 2013/13488 Esas, 2013/6197 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2013/484 Esas, 2015/696 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 75 tam gün karşılığı 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, ruhsat alınıp inşaat başladıktan tüm vizelerin bitirilmesine kadar yapı denetim şirketinin sorumlu olduğuna yönelik bilirkişi raporunun hatalı olduğuna, somut olayda harita mühendisliğini üstlenen ve aynı zamanda söz konusu inşaatın müteahhidi olan firmanın projelere uymadığına, her aşamada yapılanlardan haberdar olduğu için müteahhit firma veya inşaat sahibine ihtar çekilmesine gerek olmadığına,

2. Katılan vekilinin temyiz sebepleri, sanık hakkında verilen kararın hukuka aykırı olduğuna, üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapı denetim kuruluşu yetkililerinin 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabileceğine dair hükmün de uygulama olanağı olduğuna,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanığın ... Yapı Denetim Limited Şirketinin sorumlusu olup katılana ait inşaatın denetimini üstlendiği, yapılan hatalı uygulamalara rağmen inşaatı durdurması gerekirken durdurmadığı, yapı müteahhidine, bina sahibine yazılı bir ihtarda bulunmadığı, hatanın düzeltilmesi yoluna gitmediği, ilgili idareye yazılı bildirimde bulunmadığı ve bu suretle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamına girmeyen sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın izne tabi olmadığı, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz "kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış" dosyalar açısından Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi gereğince "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2013/484 Esas, 2015/696 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.10.2023 tarihinde karar verildi.

***