Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/1026 Esas, 2016/102 Karar

SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma

Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2014/1026 Esas, 2016/102 sayılı Kararının katılan vekili ve sanık ... müdafii ile şikayetçi tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklara atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ... 'ın kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılan vekilinin beraat, sanık ... müdafiinin mahkumiyet hükümlerini temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince yukarıda belirtilen husus dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2014 tarihli ve 2013/3089 Soruşturma, 2014/2776 Esas, 2014/1733 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2016 tarihli ve 2014/1026 Esas, 2016/102 sayılı Kararı ile sanıklardan ...'in ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına, ..., ... ve ...'ın atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince ayrı ayrı beraatine hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan vekili, sanıklar ..., ... ve ... hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği halde beraatlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle beraat hükümlerini temyiz etmiştir.

2.Şikayetçi ..., mahkeme kararının uygulanmaması neticesinde belediyenin mağduriyeti ve kurum zararı oluştuğu ve sanıklar ..., ... ile ... hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği halde beraatlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle beraat hükümlerini temyiz etmiştir.

3.Sanık ... müdafii, sanık hakkında atılı suçun oluşmadığı ve beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle mahkumiyet hükmünü temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde sanıklardan ...'in Beykoz Belediye başkanı, ... ve ...'ın emlak ve istimlak müdür vekilleri, ...'nin ise 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun (5393 sayılı Kanun) 42 nci maddesindeki yetki devri hükmü gereği yapılan görev dağılımında hukuk işleri müdürlüğü ile emlak ve iskan müdürlüğünden sorumlu belediye başkan yardımcısı olarak görev yaptıkları, mülkiyeti Hazineye ait iken 2981 sayılı Kanun'a göre Beykoz Belediyesi adına tescil edilen ve Beykoz ilçesinin tamamının sit alanı ilan edilmesinden sonra Hazine'ye iadesi gereken Beykoz ilçesi, Çubuklu Mahallesi, 865 ada, 1 parsel sayılı gayrimenkulün ihale ile satışına ilişkin 10.08.2010 tarihli encümen kararının iptaline dair İstanbul 5. İdare Mahkemesinin, 17.04.2012 tarihli, 2010/2144 Esas ve 2012/1232 sayılı Kararının 30 gün içinde idarece uygulanması gerekirken bu iptal kararına uygun şekilde işlem tesis edilmediği, bu işlemin tesis edilmesinden sanıkların sorumlu oldukları iddiasıyla açılan kamu davasında; Mahkemece, idare mahkemesi kararlarını yerine getirme görev ve yetkisinin belediye tüzel kişiliğini temsil etme yetkisi olan belediye başkanında olduğu kabul edilerek Beykoz Belediye Başkanı olan sanık ...'in atılı suçtan cezalandırılmasına, diğer sanıkların ise 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;

Sanıkların Beykoz Belediyesinde farklı birimlerde görev aldıkları ve belediye tüzel kişiliğini temsil yetkilerinin bulunmadığı, bu nedenle de mahkeme kararlarını yerine getirme görevlerinin olmadığı kabul edilerek beraatlerine hükmedilmiş ise de; suça konu taşınmazın 10.08.2010 tarihli encümen kararına istinaden gerçekleşen satışı ve tapuda devir işlemi yapılması akabinde bahse konu encümen kararının İstanbul 5. İdare Mahkemesinin, 17.04.2012 tarihli, 2010/2144 Esas ve 2012/1232 sayılı Kararıyla iptal edilmesi sonrasında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (2577 sayılı Kanun) 28 inci maddesine göre 30 günlük yasal süre içinde iptal kararı doğrultusunda taşınmazın belediye adına tescili için tapu iptali ve tescil davası açılması gerektiği, iptal kararının belediyeye 03.05.2012 tarihinde tebliğ edilmesi sonrasında belediye başkan yardımcısı olan sanık ... tarafından hukuk işleri müdürlüğüne, bu müdürlük tarafından ise 07.05.2012 tarihinde emlak ve istimlak müdürlüğüne havale edildiği, Beykoz Belediyesi Emlak ve İskan Müdürlüğü Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 7 nci maddesinde, belediyeye ait gayrimenkuller ile ilgili işlemleri yürütmek ve gerektiğinde dava açılmak üzere konu ile ilgili evrakı ikmal ederek hukuk işleri müdürlüğüne iletmek görevinin emlak ve istimlak müdürlüğüne verildiği, iddia konusu mahkeme kararının hukuk işleri müdürlüğü tarafından 07.05.2012 tarihinde emlak ve istimlak müdürlüğüne bildirilmesine rağmen yasal süre olan 30 gün içinde tapu iptali ve tescil davası açılması hususunda belediye başkanından onay alınarak hukuk işleri müdürlüğüne bildirilmediği anlaşılmakla, suç tarihlerinde emlak ve istimlak müdürlüğü görevini yürüten sanıklar ... ve ...'ın mahkeme kararı doğrultusunda işlemleri yerine getirmekle görevli oldukları, belediye başkan yardımcısı olan sanık ...'nin ise amiri olduğu müdürlüğe talimat ve emir verme ile işlemlerin tam ve zamanında yerine getirilmesi hususunda gözetim sorumluluğu bulunduğu nazara alındığında, sanıkların görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal göstermek suretiyle Hazineyi zarara uğrattıkları ve bu itibarla ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu gözetilmeden, atılı suçtan mahkumiyet hükümleri kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu beraatlerine karar verilmesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde ise;

Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 19.03.2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR

1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi ...'ın suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle hükümleri temyiz hakkı olmadığından, temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2.Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2016 tarihli ve 2014/1026 Esas, 2016/102 sayılı Kararına yönelik katılan vekili ile sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye farklı gerekçeyle kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.11.2023 tarihinde karar verildi.

***