Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/1608 Esas, 2016/553 Karar

SUÇ : Zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.10.2015 tarihli ve 2015/21855 Soruşturma, 2015/9773 Esas, 2015/7964 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması ve hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2016 tarihli ve 2015/1608 Esas, 2016/553 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanık müdafiinin temyiz dilekçesi, müvekkiline ek savunma hakkı verilmediğine, müvekkilinin duruşmalarda olumsuz bir hali bulunmamasının göz önünde bulundurulmadığına, maddi zararın ya da mağduriyetin nasıl oluştuğunun kararda gösterilmediğine, müvekkili hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip verilmeyeceğinin kararda tartışılmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, bu sebeple müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Katılanlar vekili, sanığın üç ayrı tebligatta görevini kasten kötüye kullanmasına rağmen mahkemece ayrı ayrı ceza uygulanmaması nedeni ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde Eskişehir PTT müdürlüğünde posta dağıtıcısı olarak çalışan sanığın, katılanlar adına gönderilen adli tebligatları, evde bulunmalarına rağmen, tevziat saatlerinde bulunmadıkları ve en yakın komşu ile görüşmemesine rağmen en yakın komşuya haber bırakıldığına ilişkin tebliğ mazbatasına gerçeğe aykırı şerh yazılması şeklindeki eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek, bu suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz "kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış" dosyalar açısından Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, öte yandan suç tarihinde PTT dağıtıcısı olan sanığın 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11 inci maddesinin (d) bendi uyarınca soruşturma veya kovuşturmasının izne tabi olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi gereğince "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2016 tarihli ve 2015/1608 Esas, 2016/553 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.10.2023 tarihinde karar verildi.

***