"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/450 Esas, 2016/239 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesince temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2015 tarihli ve 2015/12427 Soruşturma, 2015/3791 Esas, 2015/363 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/276 Esas, 2015/351 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Adana Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/450 Esas, 2016/239 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık hakkındaki yargılamaya konu suçun 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi kapsamındaki basit yargılama usulüne tabi suçlardan olması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra yürürlüğe giren 25.06.2020 tarihli ve 2020/33 sayılı Kararı da nazara alınarak hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, 22.06.2016 havale tarihli temyiz dilekçesi ile; aleyhine verilen kararı temyiz ettiğini bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Adana Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, şikayetçinin vefat eden eşinin sosyal güvenlik haklarına ilişkin dava açmak ve bu davayı takip etmek üzere, Adana 1. Noterliğince düzenlenen 20.09.2010 tarihli ve 21790 yevmiye sayılı vekâletname uyarınca şikayetçinin vekilliğini üstlenerek, farklı tarihlerde şikayetçinin rızası ile 7.000,00 Türk lirası (TL) ve şikayetçiye ait banka kartından rızası dışında 770,00 TL masraf bedeli adı altında para almasına rağmen ilgili davayı açmadığı gibi davayı açtığını ve kazandığını söyleyerek şikayetçiyi yaklaşık 4 yıldır oyaladığı iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın dava masrafı olarak şikayetçiden 7.000,00 TL almasına rağmen şikayetçi adına anılan davayı açmadığı kabulüyle atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV.GEREKÇE
Avukat olan sanık hakkındaki mahkumiyete konu görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın 1136 sayılı Kanun'un 58 ve 59 uncu maddeleri gereğince izne tabi olması nedeniyle bu suçun 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin yedinci fıkra hükmü uyarınca basit yargılama usulüne tabi olmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş ve sanığın 20.09.2010 tarihinde şikayetçinin eşinin sosyal güvenlik haklarına ilişkin dava açmak üzere vekaletname almasına rağmen dava açmadığı gibi davayı açtığını ve kazandığını söyleyerek şikayetçiyi oyalaması şeklinde gerçekleşen olayda sanığın eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmasına karşın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eleştiri dışında yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/450 Esas, 2016/239 sayılı Kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, eleştiri dışında, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.11.2023 tarihinde karar verildi.