Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre; icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahallî mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında katılan alacaklılar vekili sıfatıyla yürüttüğü icra takiplerinde tahsil ettiği 15.000,00 ve 29.477,00 EURO'yu uhdesinde tutmak suretiyle hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında sanığa isnat edilen eylemlerin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın savunmasında, 15.000,00 EURO'nun 13.500,00 EURO'sunu daha önceki avukatlık hizmetlerinden doğan vekalet ücretine karşılık olarak aldığını, 2.150,00 EURO kadarını ise karşı taraf vekillerine verdiğini beyan etmesi, yine katılanın sanık avukattan 6.804,60 EURO alacaklı olduğunun belirlendiği Bakırköy (Kapatılan) 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.12.2013 tarihli, 2013/128 Esas ve 2013/104 sayılı Kararının, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, 18.05.2015 tarihli ve 2014/17661 Esas, 2015/16120 sayılı Kararı ile "asıl alacak üzerinden vekalet ücreti alacağının hesaplanması gerekirken faiz miktarının da vekalet ücreti alacağı hesabında dikkate alınmasının yerinde olmadığı" gerekçesiyle bozulması karşısında; yargılamaya konu olayda maddi gerçeğin ve suç vasfının hiçbir tereddüde yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılabilmesi ve belirlenebilmesi bakımından sanığın katılanları vekil sıfatıyla temsil ettiği tüm dosyalar ile Ticaret Mahkemesinde görülen dava dosyasının getirtilmesi ve sanık avukatça karşı taraf vekillerine ödeme yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise ne için ve ne miktarda yapıldığının tespit edilmesinden sonra, dosyanın kül halinde konunun uzmanı bir bilirkişiye tevdi edilerek, dava konusu paraların tahsil edildiği tarih itibarıyla sanığın müvekkilleri katılanlardan muaccel hale gelmiş vekalet ücreti alacağı olup olmadığı, varsa miktarı, uhdesinde katılanlara ait bir paranın bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi raporu aldırılmasından sonra, uhdesinde para kaldığının tespit edilmesi halinde eylemlerinin, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde düzenlenen uzlaşma kapsamındaki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı nazara alınmadan eksik araştırma sonucu ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesi gereğince, hükmolunan kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/1. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***