"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2020/144 Esas, 2020/225 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi, onama
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen ...'ın katılma hakkı olmadığı, 30.09.2011 tarihli duruşma sırasında alınan beyanında da sadece iddianameye konu 5 numaralı kamulaştırılan arazideki yolun kullanıma açılmaması olayına ilişkin zarar gördüğünü beyan etmesi ve mahkemesince de sadece bu olay yönünden katılma kararı verilmesi, ayrıca 5 numaralı olay yönünden Dairemizin 13.02.2020 tarihli kararıyla sanık hakkındaki beraat kararının onanmasına karar verildiği hususları dikkate alındığında, katılan ...'ın hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, incelemenin katılan ... vekilinin ve sanık müdafinin sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığa yüklenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4 maddelerine göre 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 2010 ile inceleme günü arasında soruşturma izni için geçen durma süreleri eklendiğinde dahi 12 yıllık ilaveli zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.