"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/491 Esas, 2016/710 Karar
SUÇLAR : Tefecilik, 213 sayılı Kanun'a muhalefet, 5464 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı Kararı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237/1. maddesine göre 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma ile aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından Hazine vekilinin 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçuna yönelik temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin katılan vekilinin 213 sayılı Kanun'a muhalefet ve tefecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı sahte fatura düzenleme suçunun suç tarihi itibarıyla lehe olan 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 213 sayılı Kanun'un 359/b maddesi ile tefecilik suçunun suç tarihine nazaran lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 241/1. madde ve fıkrasında öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli, 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 31.12.2009 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.