"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/168 Esas, 2016/292 Karar
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşürülme
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Gölköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2015 tarihli ve 2011/563 Soruşturma, 2015/125 Esas, 2015/124 numaralı İddianamesiyle sanıklardan ... hakkında üç kez, ... hakkında iki kez, diğer sanıklar hakkında bir kez olmak üzere icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2015/168 Esas, 2016/292 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında üç kez, ... hakkında iki kez, diğer sanıklar hakkında bir kez olmak üzere icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 4.500,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık ... temyiz dilekçesinde, encümen olarak görev yaptığını, belediye aleyhine işlem yapmadığından suçun unsurlarının oluşmadığını, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin dikkate alınmadığını, resen dikkate alınacak sair hususlar nedeniyle mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğini belirtmiştir.
2.Sanıklardan ... ve ... müdafiinin temyiz dilekçesi, harcama yetkilisi olan sanık ...'in alınan encümen kararlarında hukuka uygunluk denetimi yapma yetkisinin olmadığına, belediyede yazı işleri müdürü olan sanık ...'in encümen kararlarının içeriğine müdahale edemediğine, kamu zararı oluşmadığından her iki müvekkili bakımından suçun unsurları oluşmadığından beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara ilişkindir.
3.Sanık ... süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuş, gerekçeli karar tebliğ edildiği halde gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
4.Sanık ... müdafii, suçun unsurları oluşmadığından ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca müvekkilinin beraati yerine mahkumiyetine dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
5.Sanık ...'in temyiz dilekçesi, iddianamede belirtilen eylemler nedeniyle kamu zararı oluşmadığına bilakis belediyenin kâr ettiğine, unsurları oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna yöneliktir.
6.Sanık ...'nun temyiz istemi, görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığına, kamu zararının bulunmadığına ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak diğer sebeplere dairdir.
III. GEREKÇE
Tebliğname başlığında adına yer verilen sanıklar ... ve ... haklarında kurulan hükümlere yönelik temyiz talebi bulunmadığı anlaşılmıştır.
1. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmış, dosya kapsamına göre son suç tarihi olan 31.03.2010 ile temyiz incelemesi tarihi arasında soruşturma izni alınması ile ilgili durma süreleri nazara alındığında dahi, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
2. Sanıklar ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan değerlendirmede ise;
Sanık ...'nün hükümden sonra 25.01.2018, sanık ...'nun ise 14.10.2019 tarihinde öldüğü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, bu hususlar mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
IV. KARAR
1. Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenle Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2015/168 Esas, 2016/292 sayılı Kararına yönelik sanıklardan ... ve ... müdafileri ile sanıklar ..., ... ve ...'in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
2. Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2015/168 Esas, 2016/292 sayılı Kararına yönelik sanık ... müdafii ile sanık ...'nun temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.10.2023 tarihinde karar verildi.