Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2013/51 Esas, 2015/88 Karar

SUÇ : Birden fazla kişi ile tehdit, tefecilik, hakaret

HÜKÜM : Sanıklar hakkında zincirleme şekilde birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçundan beraat, sanık ... hakkında tefecilik suçundan beraat, sanık ... hakkında hakaret suçundan mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Hazinenin sanıklara yüklenen tehdit suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden bu suçtan açılan kamu davasında katılma ve hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı, öte yandan sanık ... hakkında hakaret suçundan 1.500.00 TL adli para cezasına ilişkin hüküm yönünden müdafiinin vekalet ücretine yönelik itirazı Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2015/545 Değişik iş sayılı Kararı ile incelenerek reddedilmiş ise de, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği gibi 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. madde uyarınca hapis cezasından çevrilenler hariç sonuç olarak 3.000 (dahil) liraya kadar adli para cezalarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağının düzenlendiği, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.06.2005 tarihli ve 61/82 sayılı Kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki yasal düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5320 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince verilen adli para cezasının miktarına göre kesin olup temyizi kabil bulunmadığı anlaşılmakla; Hazine vekili ile sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre şikayetçi Hazinenin sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükmünü temyize hakkı olduğu gözetilerek, temyiz başvurularının kapsamına göre incelemenin; şikayetçi Hazine vekilinin sanık ... hakkında tefecilik, O yer Cumhuriyet savcısının sanık ... hakkında tehdit, katılan ... vekilinin sanıklar hakkında tefecilik ve tehdit suçlarından verilen beraat hükümlerine, sanıklar ... ve ... müdafiinin ise müvekkilleri hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik vekalet ücretine hasren vaki temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanıkların yargılama konusu tehdit ve sanık ...'nin katılan ...'a yönelik tefecilik eylemleri için, tehdit suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-c maddesi, tefecilik suçunun ise suç tarihi itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 241/1. maddesi gereğince belirlenecek cezasının üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 05.06.2013 ve 02.10.2013 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***